19 Temmuz 2018 Perşembe

Kitap - Aldous Huxley - Cesur Yeni Dünya


aldous huxley cesur yeni dünya ile ilgili görsel sonucu


Son zamanlarda Barış Özcan'ın videolarını izlemeye başladım.Neden daha önceden bu harika insanı izlemiyordum bilmiyorum,kim olduğunu bilsem bile tek tük videoları dışında pek denk gelmemiştim kendisine.Fakat,bu yazın başlarından itibaren videolarını daha çok izlemeye başladım ve hatta,videolarını ilk videosundan başlayarak izlemeye karar verdim.
Bu sırada,Oku adlı serisi ile karşılaştım.İzleyicileri ona sevdikleri kitaplardan bölümler gönderiyor,(instagram üzerinden) ve o da o bölümleri okuyarak kitap hakkında insanları bilgilendiriyordu.İşte bu serisi,kendisinin bir çok bilgilendirici ve eşsiz videoları arasında en sevdiklerim,çünkü bu videolar sayesinde bir çok bilmediğim yeni kitapla tanıştım/tanışıyorum ve açıkçası bana çok şey kattığını söylemeliyim.Bu kitapları okumaya başladım ve bu kitapların ilki, Aldous Huxley'nin Cesur Yeni Dünya kitabı.

Bu kitabı okumamda bana vesile olan Barış Özcan'dan biraz bahsedersek,kendi sözleriyle 'sanat,tasarım ve teknoloji üzerine videolar yapıyor' ve bu videoları kendi youtube kanalına yüklüyor.Dünya üzerinde tanışmayı istediğim insanlar,gerçek bir bilgin ve çok zeki bir adam.Deneyimli ve kendisinden öğreneceğimiz çok şey var.Yaptığı videolarda olsun,içeriklerinde olsun,konuşma tarzında bile farkını hissedebiliyorsunuz,o,sadece youtube'da video çekmek için değil,insanlara bir şeyler katmak,insanlara yeni bir şeyler öğretmek ve ufkumuzu genişletmek için video çeken nadir insanlardan ve bence,onu hepimiz izlemeliyiz.Size şiddetle tavsiye ediyorum,eminim kanalından bilgilenmiş ve yeni bir şeyler öğrenmiş şekilde çıkacaksınız.Hadi hemen şimdi gidip bakın.
Barış Özcan

Eğer bahsettiğim kanala baktıysanız,şimdi buraya dönebilirsiniz.Çünkü size bahsetmek istediğim bir kitap var.

Hava inanılmaz sıcakken ve evde klima açıkken bile terliyorken okumaa başladım bu kitabı.İlk başta yavaş ilerlese de,sonradan iyiki okumuşum dedirtti.

konusu:

Cesur Yeni Dünya, Aldous Huxley'in bir romanı, magnum opus'udur. Brave New World romanın özgün adıdır. Sheakespeare'in zamanında "brave" kelimesi "güzel" anlamına geliyordu, yani kitap'ın asıl manası "Güzel Yeni Dünya" dır.

Romanın kurgusu Londra'da 26. yüzyılda geçmektedir ve distopik bir atmosfer mevcuttur. Romanda üreme teknolojisi, öjenik ve hipnopedi (uykuda öğretim) sayesinde toplum değiştirilmiştir. Aslında tanımlanan dünya bir ütopya olarak da gözükebilir, fakat ironik bir ütopya; zira insanlık sağlıklı, teknolojik açıdan gelişmiş, savaşlar ve yoksulluk yok edilmiştir; tüm ırkların eşit olduğu ve herkesin mutlak olarak mutlu olduğu bir dünya vardır. Fakat, ironik biçimde, tüm bu gelişmeler birey için çok önemli olan birçok değerin yok edilmesi, kaldırılması ile başarılmıştır; aile, kültürel çeşitlilik, sanat, edebiyat ve felsefe artık yoktur. Yeni Dünya'da tanrı Ford'dur. Ayrıca salt zevki önüne gelenle seks yapmada ve vücutta yan etkileri en aza indirilmiş bir uyuşturucu olan soma kullanmada bulan toplum hazcı (hedonistik) bir topluma dönüşmüştür.

Son zamanlarda gelecekle ilgili,biraz da ütopik kitaplar okumayı gerçekten çok sever hale geldim.1984 okuduktan sonra oldu bu.Okuduğum zaman beni oldukça şaşırtan bir kitaptı,fakat bu kitap çok daha şaşırtıcıydı.

Kitabın ilk sayfasından itibaren şaşırmaya başlıyorsunuz.Yukardaki tanıtımdan da anladığınız üzere kitapta tasarlanan gelecekte bizi biz yapan neredeyse her şey elimizden alınmış.İnsanlık tamamen değişmiş.Aileler yok,aşk yok,din,sanat,edebiyat ve bunun gibi bir sürü güzel şeyin hiçbiri yok.Sadece zevk var.Sadece zevk için yaşıyor insanlar.

Bu 1984'ü okurken de başıma gelmişti; şöyle ki,büyülenmekle ve oldukça şaşırmakla birlikte, kitap beni biraz korkutmuştu.Bu kitapta da aynısı oldu,geleceğimizin böyle bir şey olduğunu düşünsenize.Sizce nasıl bir gelecek olurdu?Bu gelecek nesillere bırakmayı hayal ettiğimiz güzel yeni dünya mı?
İşte yazarın bu kitabı yazma sebebi de burada kendini gösteriyor.Teknolojinin hızla geliştiğini ve zaten çoktan bir çok şeyin değiştiğini düşünürsek,bu kitapta bahsedilenler sadece bir hayal ürünü olmaya da bilir.O yüzden önlemler almalıyız ve geleceğimizi iyi kurmalıyız.

az da olsa spoiler 
Kitaptaki kilit karakter Vahşi,diğer okuyucuları bilemiyorum ama sonuna kadar beni hayran bıraktı.Lenina'ya karşı tepkisi,kitabın sonunda geçirdiği yarı deli ruh hali ve Mustafa Mond'la konuşması.Sadece müthişti...
az da olsa spoiler bitti.

Sadece zevk için yaşamak şu an,umarım ki, bize berbat bir şey gibi geliyordur.
Kitapta da dendiği gibi,insan en küçük darbede yıkılmamak için,dayanıklı olmak için,hayatta kalmak için acı çekmeli,kötü şeyler de yaşamalı,ağlamalıdır.Bize gözyaşları lazım,bize gerçek hayat lazım.Boş mutluluklar yerine,gerçek acıları yaşamalıyız,mutlu sonların varolduğunu biliyoruz,ama o mutlu sonları getiren felaketleri de tadmalıyız.Gerçek olmayan bir mutluluğun,ya da kitaptaki gibi somanın verdiği rahatlamanın esiri olmak yerine gerçekliği görmeliyiz.

Kitapta bir çok bölümle bağdaştırdığım bir çok şarkı var.Bir bütün olarak kitabı One Ok Rock - Naihi Shinsho ile okudum.Fakat aynı zamanda Vahşi ile ilgili bir çok bölümde IU - Zeze şarkısını dinledim.İkisi de bana kitaptaki atmosferi hatırlatacak.

Hadi alıntılara geçelim :)

~~~~~~~

Hastaneye girdiklerinde Vahşi, "Fakat köle olmak hoşunuza gidiyor mu?" diyordu.Yüzü kızarmış,gözleri haklı bir öfke ve heyecanla parlıyordu. "Bebekler gibi yaşamaktan hoşlanıyor musunuz?Evet,bebekler gibi zırlayıp kusuyorsunuz," diye ekledi.Hayvanlara özgü salaklıklardan sabrı tükenen Vahşi,şimdi de kurtarmaya geldiği insanlara hakaretler yağdırıyordu.Hakaretler,kalın salaklık zırhlarına çarpıp dağılıyordu,gözlerinde donuk ve somurtkan bir kinle,boş bir ifadeyle Vahşi'ye bakıyorlardı. "Evet,kusuyorsunuz,"diye haykırdı.Üzüntü ve vicdan azabı,merhamet ve görev - bunların tümü şimdi unutulmuştu ve bekeneceği üzere,bu insan müsveddesi canavarlara  duyulan şiddetli bir nefrete yenik düşmüştü. "Özgür ve insan olmak istemiyor musunuz?İnsanlık ve özgürlüğün ne olduğunu anlamıyor musunuz?" Hiddetten akıcı konuşuyor,sözcükler kolayca ve hızla geliyordu. "Anlamıyor musunuz?" diye tekrarladı,ama sorusuna yanıt alamadı "Peki öyleyse," diyerek sert bir tonla devam etti. "Size öğreteyim;isteseniz de istemeseniz de sizi özgür kılacağım." Ve Hastanenin iç avlusuna bakan pencereyi açarak soma haplarıyla dolu küçük kutuları avuç avuç alıp avluya fırlatmaya başladı.
sayfa 129.


"Sevgili genç dostum," dedi Mustafa Mond, "uygarlığın kahramanlık ya da yüceliğe hiç ihtiyacı yoktur.Bunlar,politik yetersizliğin belirtileridir.Benimki gibi düzenli bir toplumda,hiç kimsenin kahraman ya da tüce olmasına fırsatı olmaz.Böylesi bir olgunun yaşaması için,koşulların tümüyle dengesiz olması gerekir.Savaşların yaşandığı,bölünmüş ittifakların ya da savunulacak aşkların olduğu yerlerde yücelik ve kahramanlığın bir anlamı olalir elbette.Fakat şimdi savaşlar yaşanmıyor.Birini çok fazla sevmemeniz için büyük özen gösteriliyor.Bölünmüş bir ittifak söz konusu bile olamaz;öylesine şartlandırılırsınız ki, sizden beklenenleri yapmamak elinizde değildir.Yapmanız beklenen şeyler genelde öyle keyiflidir ve öyle çok sayıda doğal dürtünüz özgürce temin edilir ki, baştan çıkmamak için mücadele edecek hiç bir şey bulamazsınız.Olur da,şanssızlık bu ya,tatsız herhangi bir şey olursa,daima soma alarak gerçeklerden uzaklaşabilirsiniz.Öfkenizi yatıştıracak,sizi düşmanlarınızla uzlaştıracak,sizi sabırlı ve dayanıklı kılacak soma hep yanınızdadır.Geçmişte bütün bunları,sadece büyük bir çaba göstererek ve yıllar süren ahlak eğitimiyle başarabilirdiniz.Şimdiyse iki üç tane yarım gramlık tablet almanız yeterli.Artık herkes erdemli olabilmektedir.Aklınızın en azından yarısını,küçük bir şişede yanınızda taşıyabilirsiniz.Gözyaşlarından arındırılmış Hristiyalık - işte soma bu."
"Ama gözyaşları gereklidir.Othello'nun söylediklerini hatırlamıyor musunuz? 'Böyle bir huzur gelecekse her fırtınanın ardından,essin rüzgarlar ta ki ölümü uyandırana dek'.İhtiyar Kızılderililerin bize anlattığı,Matsaki'nin Kızı'yla ilgili bir hikaye vardı.Kıza talip olan delikanlılar,bütün bir sabah boyunca kızın bahçesini çapalamak zorundaymış.Kolay görünüyormuş;ama büyülü sinekler ve sivrisinekler varmış.Delikanlıların çoğu ısırılmaya ve sokulmaya dayanamamışlar.Fakat dayanabilen bir tanesi kızı almış."
"Çok hoş!" dedi Denetçi. "Fakat uygar ülkelerde,uğrunda çapa yapmadan kızları elde edebilirsiniz; üstelik sokan sinek ya da sivrisinekler de yoktur.Yüzyıllarca önce köklerini kazıdık."

"Gözyaşları içeren birşeye ihtiyacınız var sizin," dedi Vahşi, "değişmek için.Burada hiçbir şeyin bedeli yeterince ödenmiyor."
sayfa 139.

"Ama ben yan etkileri severim."
"Biz sevmeyiz," dedi Denetçi. "Biz her şeyi keyifli yapmayı yeğleriz."
"Ben keyif aramıyorum.Tanrı'yı istiyorum,şiir istiyorum,gerçek tehlike istiyorum,özgürlük istiyorum,iyilik istiyorum.Günah istiyorum."
"Aslında," dedi Mustafa Mond. "Siz mutsuz olma hakkını istiyorsunuz."
"Öyle olsun." dedi Vahşi meydan okurcasına. "Mutsuz olma hakkını istiyorum."
"Eklemek gerekirse,ihtiyarlama,çirkinleşme ve iktidarsız kalma hakkını da istiyorsunuz;frengi ve kansere yakalanma haklarını,açlıktan nefesi kokma hakkını,sefil olma hakkını,sürekli yarın ne olacak korkusu içinde yaşama hakkını,tifoya yakalanma hakkını ve her türden ağza alınmaz acıyla işkence çekerek yaşama hakkını da istiyorsunuz." 
Uzun bir sessizlik oldu.Sonunda Vahşi, "Hepsini istiyorum," dedi.
Mustafa Mond omuzlarını silkti. "Hepsi sizin olsun." dedi.
sayfa 140.

"Çünkü bizim dünyamız Othello'nunkiyle aynı değil.Çelik olmadan araba yapamazsınız - aynı şekilde,sosyal çalkantı olmadan da trajedi yaratamazsınız.Dünya şu anda istikrara kavuşmuş durumda.İnsanlar mutlu;istediklerini alıyorlar ve ulaşamayacakları şeyleri de asla istemiyorlar.Refahları yerinde,emniyyetteler,hiç hastalanmıyorlar,ölümden korkmuyorlar;ihtiras ve ihtiyarlıktan habersiz ve bundan çok memnunlar;veba gibi bir illet olan anne ve babaları yok;güçlü duygular hissedecekleri eşleri,çocukları ve sevgilileri yok;şartlandırmaları uyarınca davranlamaları gerektiği gibi davranmak zorundalar.Herhangi bir sorun çıkması durumunda da soma var.Siz de tutup,özgürlük adına pencereden savurdunuz,Baş Vahşi.Özgürlük!" Güldü. "Bir de Deltaların,özgürlüğün ne olduğunu bilmelerini bekliyordunuz.Şimdi de Othello'yu anlamalarını bekliyorsunuz!Vah güzel çocuğum vah!"
sayfa 129.

Başka yazılarda ögrüşmek üzere!
Jaa ne minna ^_ ^
Logo Design by FlamingText.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Oralarda Mavi Birşeyler bulamadım ama...