FUDANJUKU

FUDANJUKU
Kesinlikle dinleyin.

Bangtan Sonyeondan

Bangtan Sonyeondan
Kesinlikle dinleyin.

29 Haziran 2014 Pazar

Okudum bitti-Tess Gerritsen-Günahkar



"Son derece heyecan verici. Bu kitabı elinizden bırakamayacaksınız."
-Mo Hayder-

"Vurucu cümleler eşliğinde yürek hoplatan bir gerilim. Gerritsen her yeni romanında, işinde daha da ustalaştığını kanıtlıyor."
-The Drood Review-

"Gerritsen, insan ruhunun derinliklerinde saklanan gizleri gün ışığına çıkartmayı başaran hayal gücüyle, Edgar Allen Poe ile H. P. Lovecraft arası ilgi çekici tarzıyla ses getiriyor."
-Chicago Tribune-

"Gerritsen'den tuhaf bir şekilde insanı içine çeken, korkutucu ve gerilim yüklü bir roman daha."
-Booklist-

"Gizemler ardına saklanmış, korkutucu ve çekişmeli bir mücadele."
-Kirkus-

Tess Gerritsen, zihninin karanlık kuytularında gezinen tüyler ürpertici ve kafa karıştıran cinayet kurgularını, Günahkar adlı romanında ustaca kaleme almış. Dünya döndükçe son bulmayacak olan iyi ve kötü arasındaki savaşı, ustaca şekillendirdiği karakterleriyle sahneye koyan Gerritsen korkuyu, son derece başarılı bir gerilim romanı olan Günahkar ile okuyucuların kalbine salıyor.

İşte Tess Gerritsen'in bir kitabı daha bitti.Tess Gerritsen yine benden bir harika aldı söyleyeyim.Diğer kitapları okumak için sabırsızlanıyorum.

Bu kitap biraz açıkça benim sinirimi bozdu söyleyeyim.Sebep?Tabi ki, Jane Rizzoli.Kitapta ne olduğunu size açıkça anlatayım.

Kitap Hindistan da bir cüzzamlı köyünde başlıyor.Tabi,polislere ve şahitlere göre cüzzamlı hastalardan hoşlanmayan birileri tarafından ya da teröristler tarafında yapılmış bir katliam.Ama aslında çok başka bir şey.

Kitap sonrasında Ölüm Meleği Maura İsles ile devam ediyor.Maura İsles dirilerden çok ölülere önem verdiği için bütün polisler tarafından Ölüm meleği adlandırılmış bir otopsi doktoru Dr.İsles.

Dr.İsles geçen yıl varlıklı karı kocaların hunharca katledilmesi ile bilinen bir vakada birlikte çalıştığı Jane Rizzoli yine onu yalnız bırakmıyor.Arkadaşlıklar bu sefer de onları yeni bir vakada buluşturuyor.

Vaka özellikle Maura'nın başka vakalardan özellikle ayırdığı türden bir vaka haline gelecek.Niye mi?Vaka iki rahibenin katledilmesinden bas ediyor çünkü.Katolik bir ailede büyüyen Maura da birden kendini bu vakanın içine atılmış gidiyor buluyor.İki rahibeden biri neyse ki,ölmemiş.Rahibe Camille ve Rahibe Ursula'nın katledildiği bu manastır içinde olan vaka Rizzoli ve Maura'yı derinden etkileyecek ve onların yeniden buluşmasını sağlayacak bir vaka.Üstelik Maura daha sonra yine bir yıl önce tanıştığı Darren Crowe ondan yardım istiyor.Eski,kapatılmış bir lokantanın tuvaletinde bulunan cesedin yüzü,elleri ve bacakları kesilmiş.Maura ve Crowe ilk önce bunun bir koleksiyoncu tarafından yapıldığını sanmışlar ama bacakların da alınması onların kafasında açıklanamaz sorulara yol açmış.

Şu anda hamile olan Boston Ajanı Rizzoli sinirleriyle ve bir türlü durmayan bulantısı ile uğraşmakta.Tabi bundan FBİ ajanı ajan Dean'ın haberi yok.Zaten birkaç haftalık ilişki olarak adlandırdıkları ilişkinin de o ikisi için bir anlamı yoktu.Aylardır bir birlerini görmemiş,hala bir birlerine itiraf edemedikleri bir aşkla kavrulan Gabriel ve Jane,bakalım sonrasında gerçekten birleşe bilecekler mi?

Tersliye bakın ki, tam Maura'nın Darren Crowe ile uğraştığı vakaya bir bakmak için gelen Rizzoli o terk edilmiş lokantayı gezerken Crowe ve Rizzoli'nin bebeğinin babası,bir zamanlar Rizzoli'yle çok tutkulu bir ilişkileri olmuş FBİ ajanı ajan Dean çıka geliyor.Tabi, Rizzoli'nin tedirginliği göz ardı edilecek miktarda değil.Rizzoli her gün karnında büyüyen bebeğini her düşündüğü an içini bir tedirginlik kaplıyor.Doğru,Dean'a haber vermesi lazım ama ona sorun olmak istemiyor,her zamanki demir zırhının içine kimseyi almayan Rizzoli işte.

Bu arada FBİ ajanının da bu işe başvurması sayesinde artım normal bir cinayetten çıkmış bu vaka,polislerin ona taktığı isimle Fare Kadın davası da herkesin ilgi odağı olmuş durumda.Dean bunlarla bağlantısı olduğunu düşündüğü bir vaka ile çıka geldi.

Hovard Rafield,manastırda vahşicesine katledilmiş,bir tanesi hala canıyla boğuşan iki rahibe ve Fare kadın arasında bir bağlantı olduğu kesin.

İşte bizimkiler de bütün bu örümcek ağını çözüp sondaki örümceği bulmak isterler tabi ki.Tüm bu karışıklık içinde bir de otopsi sayesinde rahibe Camille'in bebeği olduğu ortaya çıkarsa ne olur sizce?Üstelik bu bebeğin beyni de daha gelişmemiş!Kısa bir sözle desek Başsızlık adlandırılan,yeni doğmuş bebeklerin beyinlerinin,kafalarının daha tam anlamıyla gelişmemesi anlamına gelen bu korkunç şey Camille'in bebeğinde de var.Camille içi acıyarak doğduğunda zaten ölmüş olan bebeğini göle bırakıyor.Bebeğin babası ise kendi babası.Evet,ne kadar iğrenç olsa da ger.eği kabullenmek zorundayız.Camille'in babası Randall'ın kendi kızından bir bebeği var!

Maura'nın eski kocası Victor ise zaten işleri çığırından çıkmış Maura'yı taciz edip duruyor.Üç yıl önce evlilikleri bitmiş olan çift,gerçekten bir birlerini gördüklerinde pek sevinmiyorlar.

Tıpkı Jane ve Gabriel gibi.Victor ve Maura da aşağı yukarı Gabriel ve Jane'in yerindeler.Tabi Gabriel ve Jane üç yıl evlilikten sonra boşanmış değiller.Sonunda bebeği doğurmaya karar veren Jane Rizzoli bunu Gabriel Dean'a da söylüyor.Gariptir ki, Rizzoli Gabriel Dean'ın bebeği istemeyeceğini düşünmüştü,kendiside zaten bir zamana kadar bebeği istemiyordu.Ona bakamayacağını düşünmüştü ama bu dünyada imkansızı bile başarmak mümkün,kimse bunu unutmasın.

Neyse,hadi gelelim cüzzamlı Hindistan köyüne.Aslında bu köy teröristlerin katliamından falan bu hallere düşmemişti.Aslında bu köy yakındaki bir ilaç fabrikasının havaya bıraktıkları zehirli gazlar vasıtasıyla ölmüşlerdi.Sonrasında batmaktan korkan fabrika cesetleri inandırıcı olsun diye birazcık ezmiş,sonrasında da yığınlar halinde yakmıştı.

Hastanede canıyla cebelleşen Rahibe Ursula da sonunda öldü maalesef.Tek şahit de ölürken Maura sadece izlemek zorunda kalmıştı.Ama doktorlar onun fişini çekmek için biraz beklediler ama ne fayda.Rahibe çoktan ölmüştü.Sonunda fiş çekildiğinde Rizzoli de oradaydı ve bu korkulu sahneyi izledi.Bu iğrenç rahibe katliamının tek şahidi de işte ölüyordu.

Maura da Victor'un ona yalan söylediğini düşünmüştü.Çünkü Victor'un çalıştığı hayır kurumu One Eaht da hayırsever birileri tarafından yüklü bir miktar para ile sevinmişlerdi.Tabi ki, bu paranın aslında ilaç fabrikasının katliamını unutması için One Eaht'a verdiği bir rüşvet olduğunu ilk Maura fark etti.Ve tabi Rahibe Ursula da Hindistana gitmek için bir süre manastırdan ayrılmıştı.Bir kez Hindistandaki Bara köyünden çıktığında(ilaçtan zehirlenen Hindistan cüzzamlı köyü.) ancak yarın sabah döne bilmişti ama döndüğünde tanıdığı insanların vahşice yakıldığını görmüştü.İşte anladığı bütün kanıtları unutmak için Rahibe Ursula'ya ve bütün manastıra da büyük bir miktarda para verilmişti.Bu para sayesinde de manastır biraz tamir edilmişti.

Maura Victor'dan ayrılmış bir gün uyurken evine birinin girdiğini açıkça duymuştu.Ve bu kişi rahibe Ursula'ya bakan doktor Dr.Suttclife'di.Sonunda Maura'ya o kadar yaklaştı ki, neredeyse onu öldürecekti ama manastırın pederinin vurulması pahasına Maura'nın hayatı kurtuldu.

Rizzoli bir gün eve giderken Gabriel Dean'ı görmüştü.Onu göreceğini tahmin etmemişti.Dean ona bebeği kabul ettiğini ve yeniden başlamak istediğini söylemişti.Rizzoli de ona aşık olduğunu itiraf etmiş ve yeniden mutluluğa kavuşan çift üç ay sonra kilisede evlenmişlerdi.Çok güzel bir kitap olduğu kesindir.Kimse bunun aksini söyleyemez.

Serinin 4. kitabı olan İkiz bedenler isimli kitabı okumak için sabırsızlanıyorum. :)

Bu arada,sizi de düşündüm.İşte istekler için linkler:

Kitabın pdf'sini indirmek isteyenler tıklasın.

Kitabı satın almak isteyenler tıklasın.

Cerrah,Çırak ve Günahkar kitaplarının yazarı Tess Gerritsen hakkında bilgi edinmek isteyenler tıklasın.


İYİ OKUMALAR! :)  


Alida Marmaris 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Oralarda Mavi Birşeyler bulamadım ama...