FUDANJUKU

FUDANJUKU
Kesinlikle dinleyin.

Bangtan Sonyeondan

Bangtan Sonyeondan
Kesinlikle dinleyin.

17 Haziran 2018 Pazar

Kitap - Stephen King - Mahşer


stephen king mahşer ile ilgili görsel sonucu

Yeniden selam!

Bu sefer yakın zamanda bitirdiğim bir kitapla geldim.
Evet,bu ilk Stephen King kitabım.İlk defa korku okudum.



the stand film ile ilgili görsel sonucu
bir de mini dizi serisi varmış,izlemek istiyorum *_*

Bu kitabı önce ablam okudu,sonra bana tavsiye etti.Aslında uzun zamandır tavsiye etmişti ama ben bir türlü zaman bulamıyordum.Fakat sonunda okuyabildim.
İyi ki de okumuşum!

Konusuna gelirsek:

"Mahşer, macera, aşk, kehanet, alegori, fantezi ve realizm öğeleriyle harmanlanmış harika bir roman." The New York Times Book Review

Biyolojik denemeler yapılan bir kuruluştan kaçan biri, kısa süre sonra domino etkisiyle insanların yüzde doksan dokuzunu yok edecek mutasyona uğramış ölümcül bir grip mikrobunu yaymaya başlar. Hayatta kalmayı başaran korku ve şaşkınlık içindeki bir avuç insan kendilerini kurtaracak bir lider arayışı içine girer. Ve iki aday ortaya çıkar... Colorado'da bir halkevi kurmakta ısrar eden 108 yaşındaki hayırsever rahibe Abagail ve kötülükten başka bir şey düşünmeyen, kargaşadan mutlu olan şiddet yanlısı "kötü adam" Randall Flagg...

Yalnızca düşlerde var olabileceğini sandığımız karanlık bir hikâye...

NOT:uzunca bir yorum olacak,çünkü kitap uzun ve böyle bir kitaba uzun bir yorum lazım.
NOT2:dikkat edin,bir yerden sonra biraz spoiler alabilirsiniz,aslında spoiler verdiğim yerleri işaretledim ama kurgudan biraz bahsediyorum,yani az da olsa spoiler içerebilir anlattıklarım

the stand stu redman ile ilgili görsel sonucu
meşhur Stu Redman :D

Evet kitap sansürsüz kesintisiz tam 1216 sayfa.İlk başta insana çok uzun görünebiliyor kabul ediyorum,hatta bir ah çekip 'ben bunu nasıl bitireceğim' diyebiliyorsunuz ama,okumaya başladığınızda sizi içine çekiyor ve devam etmek istiyorsunuz.
Nisanda başlamıştım,haziran başında bitirdim.Ne kadar uzun olsa da,gözümü korkutsa da okurken çok zorlandığımı söyleyemem.Her kitap gibi başlarında adapte olmaya biraz zorlandım ama hikayeyi anlayınca rahatça devam ettim.

the stand nick andros ile ilgili görsel sonucu
Nick Andros
Şunu da söylemeliyim ki, kurgu gerçekten enfes.Hayran oluyorsunuz.Bir sürü farklı karakter var,bulaşıcı virüsün başlaması ve yayılması ustalıkla çizilmiş ve yer yer nefesinizi tutmanızı sağlayacak bir sürü bölüm var.

the stand larry underwood ile ilgili görsel sonucu
Larry Underwood

Kitap korkutmaktan çok tüylerinizi diken diken ediyor,bende öyle oldu.Bazı sahneler öylesine iğrenç ve insanüstü ki...Muhtemelen benden önce okuyan bir çok insan vardır ve dediklerimi çok iyi anlayacaklardır.

Kitap korku ve ya salgının dünyadaki bütün insanları öldürmesinden çok bence iyiyle kötünün savaşından bahsediyor.Ve ben bu tür kurgulara bayılırım.Kötü ile iyinin savaşı,yani bitmeyen bir kavga,sonunda hiç birinin kazanmadığı bir kavga.Çünkü iyilik oldukça kötülük de olacak,kötülük oldukca iyilik de devam edecek,kötülük asla bitmez,ama onunla savaşanların umudu da bitmez.Sonuç olarak ışığı aramaya devam etmeliyiz.
(İçimden gelenler yazılarına devam etmeliyim sanırım...)

Dediğim gibi iyi ve kötünün kavgasını yansıtan kitaplara,filmlere,hikayelere bayılıyorum.Sonunda verilen mesajlar hep çok anlamlı çünkü,Mahşer'de de böyleydi.

Kitaba başlarken,ilk başta hikayeye kendimi kaptıramamıştım.Her şey çok hızlı başlamış gibiydi,ama devam edince,karakterleri tanıdıkça herşeyi daha bir iyi anladım.Cidden kitaba bir yerden sonra kendimi kaptırdım ve bende derin bir etki bıraktı.

the stand fran goldsmith ile ilgili görsel sonucu
Francine Goldsmith

Biraz uzun olabilir ama King'in de söylediği gibi uzun olması daha iyi.Çünkü kitapta anlatmak istediğini derin olarak sadece böyle anlatabilirdi.Herşeyi olduğu gibi,detaylarıyla ve karakterlerin düşüncelerini de bütün olarak yansıtmış,böylece hikayenin içine daha çok girebiliyoruz.Ben okurken şunu farkettim,sanki olayları karakterlerle birlikte yaşıyor gibiydim.O derin yalnızlığı,her yerdeki o cesetleri,o ceset kokusunu duyuyor,görüyor gibiydim.Sanki karakterlerin yaşadığı korkuları,mutlulukları ve heyecanları bana da geçmişti.Bu açıdan gerçekten inanılmaz bir deneyimdi diyebilirim.Gerçek bir macera yaşadığımı hissettim kitabı okurken,böyle bir şey her kitapta insanın başına gelmiyor.

Kitaptaki karakterlere gelecek olursak,çoğunuzun bildiğini düşünüyorum,geniş bir karakter yelpazesi var.King üşenmeden kasabadaki herkesi,ilave ölenleri ve başkalarını da dahil ederek hikayeyi anlatmış.Açıkçası kötüler,iyiler,ana karakterler,yan karakterler,önceden ölenler,figüranlar derken yüzden fazla,belki ondan da fazla karakter vardır kitapta.Hepsini gerçekten bir yazıya sığdırmak mümkün değil.

the stand glen bateman ile ilgili görsel sonucu
Glen Bateman

Kitapta benim en çok dikkatimi çeken şeylerden biri,salgının başlaması,yayılması ve bunun da ötesinde herkes öldükten sonra boş kasabaların manzarasıydı.King ustalıkla bütün bunları çizmiş,bizlere göstermişti.Her şey yerli yerindeydi.
İlk başta salgının nasıl başladığını görüyoruz.Hikayeyi tam anlatmayacağım,ama ilk başta bir tesisten kaçan aileden başlayan hikaye,ilerde kitabın kilit karakteri haline gelecek olan Stu'ya odaklanarak başlıyor.Daha sonra hamile bir kadın olan Fran çıkıyor ortaya.Bir şarkıcı olan Larry,ardından bir kasabada durup dururken saldırıya uğrayan sağır ve dilsiz Nick.Ve karakterler gittikçe çoğalmaya,hikaye ilerlemeye ve açılmaya devam ediyor.
İlk başta salgın sadece küçük bir grip gibi başlayıp, gittikçe büyüyor.Dikkat edin,bu kısım çok dahice,salgın grip gibi kendini gösterdiği gibi,düzelmeler ve daha da kötüleşmeler de görülebiliyor.Bununla beraber,düzelmekte olduğunu görülen bir hasta,örneğin belirtileri atlatan,ateşi düşen hatta yürümeye bile başlayan bir hasta birden kötüleşe,hatta öle biliyor.Ülke başkanının,yönetimin de halktan bu salgının ölümcül ve çok tehlikeli olduğunu gizlemesi cabası.Daha çok Kaptan Trips diye adlandırılan hastalık,gittikçe yayılır ve daha çok insanı öldürürken,yönetim insanlara sakin olmalarını,hastalığın tehlikeli olmadığını,sadece basit bir salgın olduğunu ve evlerini terk etmemelerini temenni ediyor.
Fakat elbette halk da bir yerden sonra bir şeylerin farkına varınca,bum,kaos!
Açıkçası kaostan hoşlanan biri olarak o bölümleri okurken gerçekten büyük zevk aldım :D Evet böyle bir yanım da var.Ama ne yapabilirim,olanların hepsi yönetimin aleyhine olunca benim de hoşuma gitti.İyi oldu.
Bir sürü kan döküldü,isyanlar,şehirleri terketmeler derken,salgın neredeyse tek bir insanı bile sağ bırakmıyordu.Bakın neredeyse dedim çünkü hala sağ kalan bir avuç insan var.
Ve ilerde bu bir avuç insanlar birleşip bir topluluk,ya da daha büyüğünü,bir ülke kuracaktılar!

Elbette olaylar anlattığım gibi hızla ilerlemedi.Arada bir sürü farklı olay,detay,betimlemeler,ustalıkla gizlenmiş bazı ifadeler,arada bir okuyucuyu gülümseten şakalar,hüzünlendiren bölümler ve saire ve saire var.

Her neyse,bir yerden sonra sağ kalanlar sadece kendilerinin sağ kaldığını farkediyor.Ailesini,çocuklarını gömenler oluyor,elbette ana karakterler açısından tüm bunlar detaylarıyla ele alınarak bize de yansıtılıyor.Bence bu aile kaybetmeleri arasında en belirgin ve dolgun biçimde betimlenen Fran'inki idi.Onun babasını gömmesi,annesinin ölümü ve bütün olanlar ustalıkla yansıtılmıştı.Okurken hüzünlendirdi,ayrıca düşündürdü de.Fran'in babasını gömerkenki acısı(ki adamı çok seviyordu),yapamayışı,kıvranışı,bir anda melankolik bir havaya girişi,derin hüznü ile beraber hamilelikten dolayı bir duygu değişikliği seli,her şeyi ile beraber okurken çok beğendiğim bir bölüm oldu.
Diğerlerinin hikayesi de kusursuzca tasarlanmıştı tabii.Özellikle Nick çok iyiydi.
Karakterlere gelirsek,ana karakterler arasında ablam en çok Stu'yu sevse ve bana da ondan çokca bahsetse de,ben ilk başta Nick'i,sonra Larry'i çok beğendim.Favorim Larry.
spoiler
ve kitabın sonunda Larry ölüyor,ne güzel değil mi? -_-
spoiler bitti


the stand mother abigail ile ilgili görsel sonucu
Abigail Ana

Larry'i benden farklı olarak ablam hiç beğenmiyor.Ama ben onu kendime de pek benzetiyorum.Kitapta umursamaz,sadece alan,hiç vermeyen bir karakter gibi gösterilmiş.Kitap boyunca iyilik yapmaya çalışıyor ve ölen bir çok insan için kendini suçluyor.İyi bir insan olmadığını düşünüyor.Gerçeği söylersem ben de öyle düşünüyorum kendim hakkında.

Özellikle insanın tüylerini ürperten bir kaç bölüm var.Bunlardan biri yazarın salgın yüzünden ölen rastgele insanların hayatlarını anlatması.Bu bölüm o kadar etkileyici ki.Kimin nerede,nasıl öldüğünü,nasıl biri olduğunu anlatıyor.Okuyunca insan diyor ki 'hayat ne kadar çabuk gelip geçiyor ve ne kadar da değersiz'.Bir anda ölebiliyor,o değerli hayatın elinden kayıveriyor.

Ä°lgili resim
Randall Flagg,Uzun Adam,Kara Adam,ne derseniz

Kitapta iki farklı tarafı simgeleyen karakter var,iyiliği simgeleyen,Tanrı'nın emirleri doğrultusunda haraket eden,epey yaşlıca bir kadın olmasına karşın hala ayakta duran,içinde iyilik olanları kendi tarafına çeken Abigail ana ve kötülüğü simgeleyen adeta bir canavar gibi olan,içinde insanlıktan hiç bir şey taşımadığına tamamile inandığım Randall Flagg yaratığı.Kitabın sonuna kadar ondan iğrendim.İlk göründüğü bölümden anlıyorsunuz iyi olmadığını.
King kötü karakterleri de başarıyla yansıtmış ve onların iç dünyasını bize açmış.Randall Flagg'ın tarafında da aynen iyi taraf gibi her yelpazeden insan vardı.Flag'ın bir hapishaneden kurtardığı Lloyd ve Çöpçü lakabıyla anılan Donald Elbert en çok akılda kalanlar ve en baskın karakterler.
Çöpçünün hikayesi derinlemesine anlatılıyor,kötü bir çocukluk geçirmiş ve bu yüzden psikolojik sorunları olan bir deli.İlk başta acısam da,sonradan kafayı yediğini anladım :D
spoiler
not: Flagg'in sonunu getiriyor ehehe :D
spoiler bitti
Lloyd ise ilk başta sempati beslediğim bir karakterdi çünkü hapishanede yaşadıkları akıl karı şeyler değildi.Hem de mizah anlayışı hoşuma giden bir karakterdi.Belki iyilere katılır diye umut etmiştim ama olmadı :( Gerçi sonunda boşuna savaştığını da anladı ya neyse,geç oldu biraz...

the stand tom cullen ile ilgili görsel sonucu
Tom Cullen

İyi karakterlerimiz ise bir dolu.Esas adam,derin ve sessiz,takımın lideri Stuart Redman,Stu'nun hanımefendisi güçlü kadın Fran Goldsmith,kitabın sonuna kadar derin bir hayranlık beslediğim zeki adam Glen Bateman,kitabın başından gönlümü çalan Nick Andros,kendime çok benzettiğim Larry Underwood,bana 'aman yabbi' kelimesini öğreten,masumluğu ve temiz kalbi ile beni ağlatan Tom Cullen,iyi ve sağlam bir adam olan,kitabın sonuna kadar güvendiğimiz Ralph Bertner ve saire ve saire.
Kitabın ikinci bölümü biraz daha yavaş ilerliyor,ama esas olaylar da orada oluyor.Hayatta kalanlar toplanıyor ve bir topluluk,daha da ilerisi bir ülke kurmaya karar veriyorlar.Toplantılar,kararlar,kanunlar,şerif seçmeler falan derken birden bire her şey o kadar kötü gidiyor ki...Nedenini sormayın çünkü söyleyemem.Siz okuyup göreceksiniz,neden birden bire herşeyin bittiğini.
Spoiler 
çünkü çok akıllı Harold bey ve çok akıllı Nadine hanım,bizimkilerin toplantı yaptığı odaya bomba koymuştu ve şansa bakın ki, bomba patlayınca içerde olan tek insan Nick hayatını kaybetti.
O bölümü okuduktan sonra King'e o kadar sövdüm ki...Nick gerçekten kilit karakterlerden biriydi.

Glen'in ölümü üzse de bir o kadar da hayran bıraktı...Adam ölürken bile asil ve müthişti.Ölüm sahnesi hoşuma giden ilk karakter olabilir herhalde :D Çok iyi bir adamdı...
spoiler bitti

the stand harold lauder ile ilgili görsel sonucu
Harold Lauder (ona dikkat edin!)

Eğer okuyacaksanız,Nadine Cross ve Harold Lauder isimlerine dikkat edin.İkisi de kitabın ilerleyen bölümlerinde bombanın kırmızı kablosu olacaklar.Kilidi kıracak ya da açacak anahtarlar olacaklar.
Özellikle o Nadine'i elime verseler doğduğuna pişman ederdim.Neyse,o da layığını buldu.
spoiler
Aslında sonuna üzüldüm,neyse ki Flagg'in oğlunu doğurmadan öldü.Bence akıllıca bir şey yaptı,zaten içi boşaltılmış gibiydi.Kimse yaşamasın böyle bir şeyi ya,iğrenç gerçekten.O sahneleri düşündükçe kusasım geliyor...
spoiler bitti

Daha fazla konuşmak istiyorum ama kitabın üzerine söylecek başka bir şey gelmiyor aklıma.O kadar güzeldi ki etkisi hala üzerimde.Kitap uzun,ama sürükleyici,fakat benim yazım o kadar sürükleyici değil :D Bu yüzden konuşmaya devam edersem muhtemelen sıkıntıdan patlarsınız :D Hoş ben sayfalarca yazarım bu kitap hakkında ama...
Kitapta buraya sığmayacak kadar çok güzel detay var...Larry'nin çok hoşuma giden komik düşünceleri,Fran'in çocuğuna bıraktığı günlükte yazdığı unutulmaması gereken şeyler bölümü,Leo adlı çocuğun garipliği,Tom'un trans haline girince geçirdiği değişiklik,aslında çok tatlı bir kadın olan Abigail Ana'nın çocukluk anıları,Rita karakterinin inanılmaz iticiliği,Larry'nin Lincoln tünelinden geçerken yaşadıklarının detaylı anlatımı...Ve daha sayamayacağım kadar şey.King gerçekten inanılmaz bir şey yaratmış.Düşündürücü,güzel bir kitaptı.

Kitapları şarkılarla,müzikle okumayı severim.Bir şarkıyı bir kitapla bağdaştırdım mı,üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin aynı şarkıyı duyduğumda o kitap aklıma gelir.Bu kitabı da Troye Sivan'ın Suburbia şarkısı ise okudum ve çok zevk aldım.O şarkıyı ne zaman duysam kitaptan aldığım duyguları bir daha hissederim.

Sonu mu?Sizce nasıl bir son olabilir ki?
Hep dediğimiz gibi,kötülük ve iyilik arasındaki savaş devam eder,sadece yüzler değişir,boyutlar değişir,zaman,mekan ve kişiler değişir,ama kötü hep kötü iyi hep iyidir,şekli değişmez.Kötülük asla bitmez,karanlık asla kaybolmaz,iyiliğin asla bitmediği ve ışığın hep varolduğu gibi.
Yeter ki zor anımızda mumları yakmayı,ışığı görmeyi bilelim.

Dumbledore'varimsi bir sözle yazıyı bitireyim hadi :D

Eğer okumadıysanız hemen okumaya başlayın.Ölmeden önce okuyun.Gerçekten çok etkileyici,harika bir kitap.

Başka yazılarda görüşmek üzere!
Jaa ne minna! ^_^
Logo Design by FlamingText.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Oralarda Mavi Birşeyler bulamadım ama...