FUDANJUKU

FUDANJUKU
Kesinlikle dinleyin.

Bangtan Sonyeondan

Bangtan Sonyeondan
Kesinlikle dinleyin.

5 Aralık 2017 Salı

Okudum Bitti - Hermann Hesse - Narziss ve Goldmund


hermann hesse narziss ve goldmund ile ilgili görsel sonucu

Selam dünya ben Menolly!


Hermann Hesse'nin başka bir kitabı ile daha karşınızdayım.
Bu yılın yazında Demian'ı okumamla başlayan Hesse hayranlığımdan haberiniz vardır.Yaz boyunca üç kitabını bayılarak okumamın ardından,kendime tüm kitaplarını bitirme sözünü verdim.
Ayrıca,Hermann Hesse felsefi/derin konulu kitaplar okumamı sağladı,bu şekilde kitaplar okumaya devam etmeye karar vermemi sağladı.
Kendisi favori yazarım haline geldi,daha önce de dediğim gibi.

Narziss ve Goldmund,uzun zamandır,yaz tatilin sonundan,eylülden beri okuduğum bir kitaptı.Biraz zorlanarak okudum çünkü ara ara başka kitaplar da okudum,bazen kitaptan uzaklaştım,sıkılır gibi oldum.Ama,bütün bunlar Hesse'nin kitabının büyüsüne kapılmamı engellemedi.


hermann hesse quotes ile ilgili görsel sonucu



Narziss ve Goldmund:
Narziss ve Goldmund, kişilikleri ve dünya görüşleri çok farklı iki insan arasındaki sıradışı dostluk ekseninde, yaşam, ölüm, sanat, us, aşk tutku ve cinselliğin izini sürüyor.
Bir yanda bilge Narziss, öte yanda sanatçı Goldmund; ikisi de kendi yolunda, "kendini gerçekleştirme" yolunda mükemmel'e karşıt yönlerden yaklaşamayı başarabiliyorlar ancak. Karşıtlıkların iki insanı birbirinden koparmadığı, tersine, birbirlerini bütünlemelerini sağladığı bu roman, ortaçağda geçmesine karşın güncelliğini hep koruyacak, bugün olduğu gibi yarın da çağdaş dünyaya önemli mesajlar vermeye devam edecek.
(Kitapyurdu'dan)

Dediğim gibi,her ne kadar ağır ilerlese de,Demian'dan beri her Hesse kitabında yaşadığım o güzel hisleri bu kitapta da yaşadım.
Narziss ve Goldmund,diğer kitaplara göre biraz daha uzundu aynı zamanda,bir kısmı Narziss ve Goldmund'un derin ilişkilerini,Goldmund'un kendini keşfetmesini anlatırken,bir bölümünü Goldmund'un gelişen hayatını bütün çıplaklığıyla gösteriyordu.

Narziss ve Goldmund,bana göre bir birinden,ateşle su kadar farklılar.Bir tanesi beyniyle,diğeri kalbiyle yaşıyor gibi.Narziss daima mantığıyla,aklıyla haraket etse de Goldmund duygularına,içgüdülerine güveniyor.Hayatta yaşama şekilleri,seçtikleri hayatlar bile bir birinden farklı.Narziss huzurlu görünen sakin bir yaşam sürerken,Goldmund ne zaman nerede olduğu belli olmayan bir gezgin.


"Korkuyor musun,Narziss?" diye başladı söze."Dehşetle irkiliyor musun?Farkına vardın mı bir şeyin,ha?Evet,pek aziz dostum,dünya ölümden geçilmiyor,ölüm kol geziyor dört bir yanda,rastladığın her çit üzerinde bakıyorsun oturuyor ölüm,her ağacın ardında dikilip duruyor.Duvarlarla çevirmişsiniz etrafınızı,yatakhaneler,şapeller ve kiliseler inşa etmişsiniz,kaç para,Azrail her pencereden gözlüyor içerisini,gülüyor,tek tek her birinizi öylesine yakından tanıyor ki, gece yarısı pencerinizin önündde onun kahkaha sesini işitiyor,isimlerinizle sizlere seslendiğini duyuyorsunuz.Mezmurlarınızı söyleyin istediğiniz kadar,o canım mumlarınızı yakın,akşam dualarınızı,sabah dualarınızı yapın,şifalı otları toplayıp laboratuvarınızda biriktirin,kitaplıklarınızı kitaplarla tıka basa doldurun!Perhiz yapıyor musun,dostum?Uykularını haram ediyor musun?Merak etme,yuvanı yapacak dostun Azrail,kemiklerine varıncaya kadar seni soyup soğana çevirecek.Koş,sevgili dostum,durma koş!Çalıp söylüyorlar ilerde,koş,kemiklerini güzelce bir arada tutmaya bak,dağılıp gidecekler çünkü,bizde kalmayacaklar.Ah,ah zavallı kemiklerimiz,ah bizim zavallı boğazımız,midemiz,ah kafatasımızın içindeki o birazcık beynimiz!Hepsi de bırakıp gitmek istiyor bizi,hepsi şeytanın malı olmak istiyor,ağacın üzerinde kargalar tünemiş,kara tara papazlar tünemiş."
Hermann Hesse,Narziss ve Goldmund,
Kitabın en sevdiğim bölümlerinden çok sevdiğim cümleler.Bu cümleleri ne kadar çok okursam okuyayım,bende bıraktığı hisler her zaman aynı.Tüylerimi ürpertiyor,diğer yandan da ne kadar gerçek olduklarının kanıtları ortada.Ölümlü insan ve bir gün dünyadan koparılacağı gerçeği.Her birimiz en sonunda geldiğimiz yere dönüyoruz ve,dünya yerinde,biz gitsek de eksilmeden ya da çoğalmadan olduğu gibi duruyor.Kendimizi korumuşuz,yaşadığımız ömür boyunca cahil olmuşuz,akıllı olmuşuz,zengin olmuşuz,fakir olmuşuz,farketmez,her şekilde,sonunda her birimiz aynı sonlar karşılaşıyoruz.
Belki de sadece bu cümlelerden bile,kitabın güzelliği anlaşılabilir.

hermann hesse quotes ile ilgili görsel sonucu

" Belki,diye geçirdi içinden,tüm sanatın,tüm us'un kökeni ölümden duyulan korkudur.Bizler ölümden korkarız,gelip geçiciliği tüylerimizi diken diken eder,boyuna çiçeklerin sararıp solduğunu,yaprakların döküldüğünü görüp hüzünlenir,bizim de ölümlü olduğumuz ve çok geçmeden sararıp solacağımız bilincini yüreğimizde taşırız.Sanatçıyız da resimler,heykeller mi yaratıyoruz,ya da düşünür kişileriz de belli yasaları araştırıyor,bunu o büyük ölüm dansından bir şeyler kurtarabilmek,bizden daha uzun süre ayakta kalacak bir şeyler ortaya koyabilmek için yaparız. "
Hermann Hesse,Narziss ve Goldmund

Ölümle bizden alınan,sadece yaşamımız değil,hem de adımız,tanınmışlığımız,bilinmişliğimiz,birilerinin hayatında edindiğimiz yerdir.Benim üzerinde konuşmayı en çok sevdiğim şey olan konulardan biri,unutmak, solduktan ve yaşamını yitirdikten sonra adının unutulması.İnsanlar unutuluyor,ama cansız,nefes almasa da vaktiyle birilerinin hayatında yer edinmiş herhangi bir cisim,heykel,kitap,bina ya da resim unutulmuyor.Belki,vakti geliyor,o da eskiyor ve geçmişin sayfaları arasına karışıyor.Güzelliği kayboluyor ve insanların artık dikkatini çekmiyor.Ama,uzun bir süre orada duruyor ve yaratıcısının bir simgesi gibi yaşıyor.Bu,ölümden sonra da yaşamanın bir şekli belki de.Bizden kalan parçalar,parçalanan bizi yaşatıyor.
Unutulmamak gibi bir niyetim yok,sadece insanların beni az da olsa hatırlamasını istiyorum.

" Kimseye boyun eğmeden,yalnızca hava koşullarının ve mevsimlerin bağımlılığında,önünde kendisini bekleyen bir amaç ve başı üzerinde bir çatıdan yoksun,hiç bir şeye sahip olmaksızın,tüm rastlantılara kapıları açık,çocuksu ve cesur,yoksul ve güçlü yaşamlarını sürdüren insanlardır yertsiz yurtsuzlar.Cennetten kovulmuş Adem'in oğullarıdır hepsi;hayvanların,bu masum yaratıkların kardeşleridir.Gökyüzünün elinden her saat kendilerine sunulan bağışları alıp kabullenirler:Güneş,yağmuır,sis,kar,sıcak,soğuk,rahatlık ve sıkıntı.Zaman diye bir şey yoktur onlar için,tarih diye bir şey yoktur,belli bir amaca yönelik çabalara sırt çevirmişlerdir,ev bark sahiplerinin alabildiğine büyük bir inançla bağlanıp taptıkları gelişim ve ilerleme denen putu tanımazlar.Yertsiz yurtsuz bir göçebe nazik ya da kaba,hünerli ya da beceriksiz,cesur ya da korkak olabilir,ama yüreğinin derinliklerinde bir çocuktur,ilk günde yaşar hep,dünya tarihinin başlamasından önceki ilk günde;yaşamını pek az sayıda yalın içgüdü ve gereksinim yönetir.Akıllı ya da aptal olabilir bir göçebe,ama iç dünyasının derinliklerinde yaşamının tümüyle ne denli kırık dökük,ne denli geçici olduğunun farkındadır,tüm canlıların nasıl bir yoksulluk ve korku içinde damarlarındaki o birazcık sıcak kanı buzsu mekanlar içinde taşıyıp götürdüğünü bilir. "
Hermann Hesse,Narziss ve Goldmund
hermann hesse quotes ile ilgili görsel sonucu



Acaba,Yaradan bizi yaratırken,bir amaca hizmet etmemiz için mi yaratmıştı?
Bu günlerde,şimdide amacı olmayan insan var mıdır?Doğumumuzdan planlanmıyor mu herşey?Düzene uymayan da,ya tembel,ya da aykırı adlandırılıp,yalnız bırakılıyor.
Yapmamız gereken işler var,evet,peki ama herşeyi bırakıp,adeta kaçıp gider gibi uzaklara giden,yukarıdaki cümlelerdeki göçebe hayatını yaşayanlar kalmış mıdır hala?Yoksa insanlar bu yönde de mi cesaretlerini yitirdiler artık?
Göçebelik,gezi değil elbette,ama özgür bir yaşam gibi görünüyor insana.Fakat,göçebe olmanın,hiç bir yere ve amaca bağlı olmadan yaşamanın da bazı eksikleri var.Amacı olmayan insan,sadece yaşamış olmak için yaşamaya başlıyor bir yerden sonra.Herşeye gülüp geçiyor,gördüğü bir çok şey ona anlamsız ve saçma geliyor.Bir çok duyguyu bırakıyor.Herşeyi belli bir kayıtsızlıkla karşılamayı alışkanlık haline getiriyor.Hayatı parçalanıyor diğer yandan,belli bir yeri,belli bir düzeni olmadığından,her gün gitti farklı yerler,geçirdiği farklı zaman,gördüğü farklı yüzler,hayatının artık tek düze kırık parçalar haline gelmesini sağlıyor.Ve sonradan dönüp baktığında,bu kırıkların hiç birinin önemli olmadığını,yani bütünüyle boş bir yaşam sürdüğünün farkına varıyor.
Peki,iyi midir bir yere bağlı kalıp,özgürlüğü kenara bırakmak?
İnsan,belki de bunun bir dengesini bulmalıdır.Hem özgürlüğünün,hem de yerleşik yaşamının değerini bilmelidir.Ara ara bir yerlere kaybolarak,ya da canının istediği şeyleri yaparak,arada bir tamamen zevklerine zaman ayırarak tecrübe edebilir özgürlüğü.Diğer yandan,içindeki düzenin de tamamen kaybolmasını engellemek için,bir amaca yönelik çalışabilir,hayatını kurduğu düzende sürdürebilir ve sağlam bir çatı altında yaşayabilir.
Kim bilir,belki de farklılıklar,insanların yeteri kadar cesur olmasından,kararlarından ve bu tür özgürlük,düzen isteklerinden ortaya çıkmıştır.

" Anlaşılan tüm varoluş ikilik üzerine,karşıtlıklar üzerinde dayanmaktaydı;ya kadın ya da erkekti insan,ya da gezgin göçebeydi ya da belli bir yere kök salmış yerleşik biri,ya mantığıyla davranan biriydi ya da duygusal biri.Hiçbir yerde nefes almak ve nefes vermek,erkek ve kadın olmak,özgürlük ve düzen,içgüdü ve us bir arada var olmuyordu,birini kazanmak için ötekini elden çıkarmak gerekiyordu ister istemez,her zaman da biri ötekisi kadar önemli ve arzu edilmeye değerdi!Bu konuda kadınların işi belki daha kolaydı.Doğa kadınları öyle yaratmıştı ki, haz kendiliğinden semeresini veriyor,sevisel mutluluklardan çocuklar doğup çıkıyordu.Erkekte ise bu kolay verimliliğin yerini o sonu gelmeyen özlem alıyordu.Bütün bunları böyle yaratan Tanrı hain,insana düşman biri miydi?Kendi yarattığı dünyanın karşısına geçip oh olsun der gibi gülüp eğleniyor muydu?Hayır!Karacaları,geyikleri,balıkları,kuşları,ormanı,çiçekleri ve mevsimleri yaratan Tanrı hain olamazdı.Ne var ki,yarattığı dünya bir çatlağı içermekteydi,yaratış eylemi başarısızlığa uğramış,dört başı mamur bir aşamaya ulaşamamıştı,belki bu çatlak ve insan varlığındaki bu özlemle Tanrı belli birtakım amaçlar gütmüştü.Söz konusu durum belki de bir düşmanın etkiği tohumlardan,yani ilk günah'tan kaynaklanmıştı.İyi ama,bu özlem ve yetersizlik neden günah olsundu o zaman?İnsanın yaratıp Tanrıya şükür nişanesi olarak sunduğu bütün o güzel ve kutsal şeyler bu günahtan doğup çıkmıyor muydu? "
Hermann Hesse,Narziss ve Goldmund 
 Farkılıklar...
Evet,Tanrı insanları farklı yaratmıştı.Farklılık da güzeldi aslında,bir insan diğerini tamamlıyordu çoğu zaman.Peki ama,hayat karmaşası içinde farkılıklar sorun yaratmıyor muydu?Bir insan arzuladığı iki şeyi aynı anda elde edemiyorsa,hem düzenli bir hayatta yaşayıp hem de özgür olamıyorsahem duygusal yandan güçlü olup hem de mantığıyla haraket etmeyi başaramıyorsa,bu bir sorun değil miydi?
Her insanda,bu özelliklerin olduğunu ve her insanın bir birinin aynı olduğunu düşünürsek,yine önümüze bazı yalnışlar çıkıyor.Her duyguya,her hisse sahip olan ya da her yandan güçlü olan insanların yaşamları bir amaçtan,bir inançtan uzak olurdu,ç,nkü elde edecekleri bir şey olmazdı belki de.Sıkıcılaşırdı hayat,aynı zamanda insanın yaşayıp direnmesine gerek kalmazdı,çünkü herşeye sahip olurdu.Farkılıklar olmasaydı,insanları bir biri ile birleştiren sevgi duygusu da olmazdı,çünkü bir insanın başka birine ihtiyacı kalmazdı.Çünkü,diğer her bir insan da kendisinin aynısı,iç dünya,kalp ve beyin açısından aynı düşünüyorsa,o zaman kimseye ihtiyaç duyulması gerekmez.Diğerlerinde de kendini görüyordur o zaman.
Bu yüzden farklılıklar olmalıdır belki de.

 "Bu konuda ilerde daha çok şey duymak isterim senden.Ama şimdi söyler misin,sanat ne verdi sana,senin için nasıl bir anlam taşıdı?"
"Ölümlülüğün yenilgiye uğratılması;gördüm ki, bir soytarı oyununa ve ölüm dansına benzeyen insan yaşamından geriye bir şey kalıyor,ölümden sonra yaşamını sürdürüyordu,bu da sanat eseriydi.Kuşkusuz sanat eserleri de günün birinde yok olup gidiyor,yanıyor,harap oluyor ya da kırılıp dökülüyordu.Ama yine de pek çok kuşak boyu yaşıyor,zamanın ötesinde görüntülerden ve kutsal nesnelerden zengin bir ülke oluşturuyordu.Bu uğurda çalışmak bana olumlu ve avutucu bir etkinlik gibi görünüyor;çünkü ölümlülüğün ölümsüzleştirilmesi gibi bir şey adeta."
Hermann Hesse,Narziss ve Goldmund. 
Ölümlülüğün ölümsüzleştirilmesi.Yine yukarıda yazdıklarım,kitabın bu hoş cümlelerinde Goldmund'un ağızından dökülmüş.Geride bırakılan her şey de insanın kendisi gibi geride kalıyor,ama en azından geride kalan insanın hayatından bir parça gibi,yaşadığı zaman dilimi boyunca,onu görenler ve hikayesini merak edenler için orada duruyor.Bu herhangi bir tablo,herhangi bir mimari yapı,her hangi bir heykel,kitap olabilir.İnsanın kendisinden geriye kalan bir anı,bir parça gibidir.

Derken Goldmund bir kez daha açtı gözlerini ve uzun uzun dostu Narziss'in yüzüne baktı.Gözleriyle veda etti Narziss'e.Başını sallamaya çalışır gibi yapıp fısıltı halinde şöyle dedi: "Peki,sen bir gün nasıl öleceksin,Narziss,bir annen yok çünkü?Annesiz insan nasıl sevebilir,annesiz nasıl ölebilir?"
Hermann Hesse,Narziss ve Goldmund. 

hermann hesse sözleri ile ilgili görsel sonucu

İşte tüm kitapta,en sevdiğim cümleler bunlar.
Goldmund'un anne sevgisi,anne inancı.Her daim aklına getirdiği anne imgesi,annesinin ne zaman zor durumda kalsa gözlerinin önüne gelmesi,ya da ona ilham kaynağı olması.Anne bu kitapta,duygusallığın,içsel ve derin duyguların,içteki sevginin ve mucizevi mutlulukların imgesi olarak bize gösterilmiş.Bence,Hesse Narziss ve Goldmund'da farkılıklar,ölüm ve tüm diğer şeylerden çok,'anne' imgesinin derinlerinde yer alan tüm diğer anlamları,tüm diğer güzellikleri ve duyguları ifade etmeyi başarmış.Anne dediğimiz,bizi dünyaya bahşeden ve her birimiz için kutsal olan bu varlığın adı altında,ne tür duygular ve sevgiler yatıyor,hepsinde bu kitapta değinilmiş.Goldmund'un ne zaman üzülse,ne zaman sevinse ya da ne zaman zor bir durumda olsa annesine sarılması,anne imgesinin önemini ve güzelliğini bir kez daha gösteriyor.
Anne,herşeyden önemlisi.Çünkü onun gölgesinde yatıyor tüm sevgi.Onun gölgesinde var tüm mutluluk.Annesiz yaşayamaz,sevemez insan.Annesiz öğrenemez,inanamaz,annesiz sevgiyi tadamaz insan.
Peki,annesiz ölebilir mi insan? ...

Narziss ve Goldmund'un dostluğu beni yer yer gülümseten,yer yer ağlama derecesine getiren,yer yer düşüncelere daldıran,yer yer de saf,hoş sohbetleri sayesinde zevk veren bir dostluktu.Aralarında dağlar kadar fark olsa da,yine de ne kadar zaman geçerse geçsin bir birlerini unutmamaları ve her zaman bir birlerine bağlı kalmaları gerçek dostluğun önemini gösteriyor.Aynı zamanda,Goldmund'un uyanışı dediğim bölümlerde,Goldmund'un masum çocukluğunu yaşadığı bölümlerde Narziss sadece Goldmund'a değil,henüz küçük,Goldmund'un yaşında olan bir çok çocuğa ilham verebilir ve belki de onları Goldmund gibi uyandırabilir diye düşünüyorum ben.Bu açıdan da okunması ve okutulması gereken bir kitap.

Uzun zaman aklımdan çıkmayacak bir kitap.Her Hesse kitabı gibi,size okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.Kitaptaki derin duygular,dostluk,sevgi,ölümlülük,anne gibi öğretileri her birimiz görmeli ve benimsemeliyiz.
Teşekkürler,Hermann Hesse, bu güzelliği bize,okuyucularına ulaştırdığın için.
Kitabı RM - Life ve One Ok Rock - Re:Make ile okudum.
(her ikisinin sözleri çok uydu,özellikle Life'ı dinlemenizi tavsiye ediyorum,aşırı güzel)
Okuyun millet.
Başka yazılarda görüşmek üzere!
Jaa ne minna! ^_^
Logo Design by FlamingText.com

2 yorum:

  1. heeeey eveet işteeee süfer di mii. bütün kitaplarını oku bu yazarıın yaaa, gençlik güzel şey, rosshalde filan işteee :)

    YanıtlaSil

Oralarda Mavi Birşeyler bulamadım ama...