film eleştirisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
film eleştirisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13.9.18

Film - Solaris


solaris 1972 ile ilgili görsel sonucu

Selam dünya ben Menolly!

Solaris (Rusça: «Солярис», tr. Solyaris) 1972 yapımı Sovyet sanat filmidir. Stanisław Lem'in aynı adlı romanından uyarlanan yapımın yönetmenliğini Andrey Tarkovski üstlenmiştir. Duygusal krizler nedeniyle başarısızlığa uğrayan bir uzay deneyini konu almaktadır.


solaris 1972 ile ilgili görsel sonucu

Tarkovsky'nin eski bir filmi,Barış Özcan'ın tavsiyesiyle izlediğim bir film.Bilim kurgu,ama,hiç bir özel efekt yok,hatta hikaye çok çok yavaş ilerliyor.İlk başlarda biraz sıksa da,(çünkü gerçekten yavaş ilerleyen bir film) ilerledikçe güzelleşen bir film,ayrıca,içinde sürpriz gibi çıkan bazı özlü sözler var.Karakterlerin duygusal iniş çıkışları ve görseller hayran bırakırken,ne zaman başlayıp bittiğine şaşırıyorsunuz.
2002'de yeni bir versiyonu da çıkmış,ama bu orjinali çok daha iyi diyorlar.

Beğendim,ama çok yavaş ilerlediğinden sıkmadı değil.Yine de izlenilesi.
Logo Design by FlamingText.com

7.9.18

Film - Senden Önce Ben


senden önce ben ile ilgili görsel sonucu

Jojo Moyes'in Senden Önce Ben kitabının film uyarlaması,2016 yapımı.

Kitabı okumamdan bir gün sonra fragmanı izleyip ani bir kararla annemle birlikte izledim.Annem de beğendi,ben de ama bence film çok güzel olsa da kitap kadar güzel değil.


senden önce ben ile ilgili görsel sonucu

Her ne kadar kitaptaki her şey birebir yansıtılmaya çalışılsa da bazı şeyler tabii ki de atlanmış,mesela Will'in kız kardeşi Georgina yoktu,bazı minik sahneler yoktu ve bazı şeyler değiştirilmişti.Bunların bence çok önemi yok,yine de keyifle izlenebilir.

Ama izlemeden önce kitabı okumanızı tavsiye ediyorum çünkü kesinlikle kitap daha güzel.


senden önce ben ile ilgili görsel sonucu

En çok üzüldüğüm şey ise kitaptaki labirent bölümünün olmamasıydı.Will Traynor karakteri hayal ettiğim gibiydi,Lou pek hayal ettiğim gibi değildi ama yine de oyuncuyu çok beğendim.Patrick ve Treena karakterleri ise benim için hoş bir sürpriz oldu :D (demek Clara ve Neville?)

Özellikle dans ettikleri sahne ve klasik müzik konseri sahnesi çok çok güzeldi.
Müzikleri de çok hoştu:
Me Before You soundtracks

İzlemenizi tavsiye ederim.

Başka yazılarda görüşmek üzere!
Jaa ne minna! ^_^
Logo Design by FlamingText.com

5.9.18

Dizi - X Files - 11. sezon


X files season 11 ile ilgili görsel sonucu

Çocukluğumun dizisi X Files'ın son 11. sezonunu da bu yaz izledim.

Film - Yurttaş Kane - Citizen Kane



Yurttaş Kane ile ilgili görsel sonucu

Sinemaya yeni bir takım çekim teknikleri getirmiş,sinemanın en önemli filmlerinden biri.

Yurttaş Kane, ölen bir iş adamının ölmeden önce söylediği bir sözün sırrını açığa çıkarmaya çalışan bir muhabirin hikayesini konu ediyor. Tanınmış iş adamı Charles Foster Kane gösterişli bir hayatın barındırdığı her şeye sahiptir; bolca para, şöhret, prestij ve kadınlar... Fakat ani ölümünün ardından, ölmeden önce söylediği son söz olan “Rosebud” bir giz perdesini doğurur. Yakın çevresindeki kimsenin anlamanı bilmediği bu sözcük Kane’in ölümüne ve yaşamına dair bazı sırların varlığını işaret eder. Bu kelimenin anlamını açığa çıkarmaya çalışan gazeteci Jerry Thompson Foster’ın arkadaşları, ailesi ve iş arkadaşlarıyla röportajlar yapmaya başlar. Bu kişiler Kane hakkında hikayeler anlattıkça gazeteci puzzle’ın parçalarını birleştirmeye başlar. Usta yönetmen Orson Welles’in başyapıtı Yurttaş Kane, sinema tarihinin en önemli kilometre taşlarından biridir.

Kane'in hayat hikayesini izlemek eğlenceliydi,özellikle gazeteciliğe başladığı bölümleri izlemekten özel bir keyif aldım.Filmin sonuna kadar Rosebud ne diye ben de düşündüm durdum.

Yurttaş Kane'in hikayesi adeta zamanla benliğini kaybetmiş,olduğu kişiden uzaklaşmış ve yavaş yavaş sadece huzurlu çocukluk yıllarını özleyen bir adamın hikayesi.

spoiler
Rosebud çocukluk kızağıymış ya...Cidden mi Kane demekten kendimi alamadım ama anlamı çok güzel,adam ölüm anında dahi huzurlu çocukluğunu özlüyor...
spoiler bitti

Şöyle eski,siyah beyaz bir film izleyeyim de yanında bitter çikolata yiyeyim diyen benim gibi insanlardansanız,size bu 1941 yapımı efsane filmi tavsiye ederim.

Başka yazılarda görüşmek üzere!
Jaa ne minna! ^_^
Logo Design by FlamingText.com

2.9.18

Film - The Fast And The Furious Serisi - Hızlı ve Öfkeli



İlgili resim

Selam dünya ben Menolly!

Evet,bu yazı kesin uzun olacak.Bu yazı kesin beni zorlayacak...

Sonunda bu yaz bir yıldan beri beynimi kemiren bir film serisini bitirdim.Çocukluğumun serisi Fast and The Furious bitti.


31.8.18

Film - A Beautiful Mind - Akıl Oyunları


a beautiful mind ile ilgili görsel sonucu


Dünyanın en güzel filmlerinden biri daha.

Bu film,dünyanın en sakin ve en soğukkanlı,en ruhsuz insanını bile şüpheye düşürür...

Her zaman psikolojiye bir merakım olmuştur.Hatta bazen psikoloji okumak nasıl olur diye düşünüyorum,ama yaşadığım ülkede hayalimdeki gibi bir psikolog olmama imkan yok tabii.Benim düşündüklerim sadece başka ülkelerde olur.Herneyse,dur,konu dağıldı.

Özellikle de şizofreniyi hep merak etmişimdir,bana çok garip ve derin bir psikolojik sorun gibi geliyor.Nedense onu diğer tüm psikolojik sorunlardan ayıran bir şey var gibi.Şizofrenik biriyle tanışmak isterdim.
Ve bu film de şizofreniye olan merakımı artırdı:
Akıl Oyunları (İngilizce: A Beautiful Mind), Nobel ödüllü Amerikalı matematikçi John Nash'in hayat hikâyesini anlatan, yönetmenliğini Ron Howard'ın yaptığı 2001 yapımı biyografik dram filmi.
Film, aynı adlı kitaptan senaryolaştırılmıştır. Esasen, John Nash adında bir şizofren matematikçinin hayat hikâyesidir. Nash, öğrenciliği sırasında oyun kuramı üzerine büyük başarılar elde etmiş parlak bir matematikçidir.

Merak ediyorum,acaba bir gün uyansaydık da etrafımızdaki çok sevdiğimiz insanların birer hayalden başka bir şey olmadığını öğrenseydik ne olurdu?
Mesela çok sevdiğim,her anımızı birlikte geçirdiğimiz bir arkadaşım,birden şizofreniden,ya da başka bir problemimden dolayı ortaya çıkan bir hayalden,bir halüsinasyondan başka bir şey olmasaydı,neler hissederdim?
Hepimiz çok kötü hissederdik herhalde.
İşte bu film de ünlü bir bilim adamının şizofrenik olduğunu öğrenmesini anlatıyor.

Film Slyvia Nasar'ın aynı adlı kitabından uyarlanmış,John Nash adlı matematikçinin hayat hikayesini anlatıyor.


Film beni tamamen tepetaklak etti.Hiç böyle beklemiyordum.Elbette güzel olacağını,seveceğimi falan düşünüyordum ama adamın filmin başından beri konuştuğu arkadaşının hayale dönüşeceğini tahmin etmemiştim.
Yarısından sonra bana büyük bir 'oha' dedirtti.

Oyunculuklarıyla,her şeyiyle efsane bir film,kaçırmayın derim.
Logo Design by FlamingText.com

30.8.18

Film - Inception - Rüya İçinde Rüya İçinde Rüya


inception ile ilgili görsel sonucu


Rüyalara inanır mısınız?Ya kabuslardan korkar mısınız?

İşte bana günlerce rüya gördürmeyen o film :D

Adını orada burada sürekli duysam da,o sembolik halkamsı figürüyle meşhur olan bu filmi bir türlü izleyememiştim.Belki de Leonardo DiCaprio'yu bir türlü sevemediğimdendir?...

Film - Forrest Gump - Tüm Dünyadaki En Yalnız Adam


forrest gump ile ilgili görsel sonucu

Bu gün bahsedeceğim bir diğer film,yine klasiklerden.

Meşhur çikolata sahnesi ile akıllarda kalmış,kitaptan uyarlanan ama kitabından daha çok sevilen ve bilinen Forrest Gump filminden bahsedeceğim.Bence dünyanın en yalnız,ama en iyi kalpli adamının filminden bahsedeceğim.

Forrest Gump, 1986 yılında Winston Groom tarafından aynı adla yayımlanan romandan esinlenerek çekilmiş, 1994 yapımı epik, romantik, komedi-drama dalında bir filmdir. Robert Zemeckis tarafından çekilmiş ve Tom Hanks, Robin Wright, Gary Sinise ve Sally Field başrol oyunculuklarını yapmıştır.
Film, öğrenme güçlüğü yaşayan ancak atletik olarak inanılmaz yeteneklere sahip Forrest Gump'ın, doğum yılı olan 1944 ve 1982 yılları arasında gerçekleşmiş, bazen sadece gözlemlediği, bazen de başkalarına ilham verdiği 20. yüzyılın dönüm noktası olaylarını betimler. Film, esinlenilerek çekildiği Winston Groom'un romanından, Forrest'ın kişiliği ve ele alınan bazı olaylar yönünden farklıdır. Başta Georgia olmak üzere, Kuzey ve Güney Carolina'da, 1993 yıllının sonlarına doğru çekilmiştir. Filmin kahramanını eski arşiv görüntülerine dahil edebilmek ve bazı sahneleri çekebilmek için, gelişmiş görsel efektler kullanılmıştır. Ele alınan sahneleri daha iyi anlatabilmek için, dönemlerin ruhuna uygun kapsamlı bir müzik arşivi kullanılmıştır. Film müziğinin ticari baskısı, dünya genelinde 12 milyondan fazla satarak en fazla satan albümler sıralamasına girmiştir.

Yine güzel bir film,yine Robert Zemeckis...

Filmi izlerken bir kaç duyguyu aynı anda yaşadım ben...Başlarda kahkahalarla güldürürken,ortalara doğru tatlı tatlı gülümsetti,sonlarda ise öyle duygusallaştı ki ağlatacaktı...

Tom Hanks'in başarılı,üstün derecedeki oyunculuğuyla ve düşündüren olay örgüsüyle,kalbimi titretti.

Aslında Forrest'i kimse anlayamamış,kendisinin anladığı kadar.Kimse onu sevmeyi öğrenememiş,herkes bu biraz aklı kıt dedikleri oğlana gülmüşler,bir çoğu onu koruyup kollamış ve hatta Jenny ona bir parça aşık da olmuş,ama kimse onun kim olduğunu ve ne için doğduğunu tam anlayamamış.Tam tersi,Forrest tertemiz kalbi ve ruhuyla,biraz da şansıyla hayatını geçirmeye çalışmış.Ve başarılı da olmuş,bir çok insandan çok daha başarılı olmuş.
Forrest Gump'ın hikayesine ister gülün,ister çok duygusal bulun,ister saçma,ister rezil bir yaşam deyin,o bence çok zeki olmasa da,hayatı nasıl yaşaması gerektiğini biliyordu.

Jenny ile bir türlü kavuşamamalarına sinir olmuştum,ama yine de sonu bir harikaydı.Yine içimde bir yerlerde,bir şeylerin kıpır kıpır olmasına yol açan bir filmdi.Çok güzeldi.

Bu güzel filmi,izlemeden geçmeyin.
Forrest Gump - soundtrack
Logo Design by FlamingText.com

Film - Interstellar - Dünyanın En İyi Bilim Kurgu Filmi


interstellar ile ilgili görsel sonucu

Selamlar!
(okumadan önce açın: Hans Zimmer - Interstellar soundtrack)

Geçen ay öyle bir film izledim ki,ne siz sorun ne ben söyleyeyim.
Bu film bakış açımı değiştirdi.Bu film olayları algılama şeklimi değiştirdi.Bu film ufkumu açtı.
Bu film,izleyip bitirdiğim ilk saniyeden itibaren benim en sevdiğim film.
(en sevdiğim film serisi de F&F ama neyse konumuz o değil)

9.8.18

Film - Geleceğe Dönüş - Back to the Future


back to the future ile ilgili görsel sonucu

Bu yaz izlediğim en zevkli film serisi!

Yine bir klasikten bahsedeceğim.
Geçen ay üç filmini de iki günde bayılarak izleyip bitirdiğim sonra da ablama izlettiğim Back to the Future'den bahsedelim!

Geleceğe Dönüş (İngilizce özgün adı: Back to the Future), Robert Zemeckis'in yönetmenlik, Bob Gale'ın yardımcı senaristlik, Steven Spielberg'in yürütücü yapımcılık yaptığı, 1985 yapımı bilim-kurgu, macera ve komedi türündeki filmdir. Başrollerinde Michael J. Fox'un Marty McFly, Christopher Lloyd'un Emmett Brown olarak yer aldığı filmde, Crispin Glover, Lea Thompson ve Thomas F. Wilson da yan rollerdedir. Geleceğe Dönüş'te, bir delikanlının kazara 1985 yılından 1955 yılına gitmesi konu edilir. Lisede okuyan anne ve babası ile tanışan genç, yanlışlıkla annesinin romantik ilgisini çeker. Anne ve babasının aşık olmasını engellediği için hatasını telafi edip, 1985 yılına geri dönmek zorundadır.


back to the future ile ilgili görsel sonucu

Şu an yüzümde kocaman bir gülümseme var.

Bir dönemin bilim kurgu filmi,bir kült,bir klasik,bilim kurgu ve macera filmleri dalında çığır açan ve Michael J.Fox'u herkese tanıtan film.Bir kere izlerseniz her zaman gülümseyerek hatırlayacağınız bir başyapıt.
(filmin tanıtımı bana yaptırmalıydılar :D)


back to the future ile ilgili görsel sonucu

Bilim kurgu filmlerine bayılırım!Bir de eski olunca.
Filmin ilk başta afişini çok sevdiğimi hatırlıyorum.Daha sonra 'hadi bir izleyeyim bakalım' dedim ve derin nefes alıp açtım.Çalışma masasına bilgisayarı koydum,geçtim başına.Şöyle bir arkama yaslandım,yanımda da her türlü meyve :D (evet bir yandan yiyorum bir yandan izliyorum)
İlk başladığında zaten o hissi alıyorsunuz.Film Marty'nin Doctor'un evine girmesiyle başlıyor.

Marty'yi oynayan oyuncu, Michael J.Fox çok dikkatimi çekmişti.Filme başkasını koysanız asla bu etkiyi vermezdi bence,filme çok çok yakışmıştı.Ya da film ona yakışmıştı :D
O 80'ler havası yüzünüze değiyor resmen.Müzikler,sokaklar,Marty'nin kaykayı,her şeyiyle 80'ler yani...
Karakterlerin içtenliği ve komikliği tam yerindeydi.Doctor ilk başta tuhaf geliyor ama sonradan adama o kadar ısınıyorsunuz ki.Eğlence dolu bir film değim yerindeyse.Her sahnesinde ayrı bir eğlence var.

geleceğe dönüş ile ilgili görsel sonucu
Ve o efsane Delorean...

Emmet Brown neden zaman makinesini  Delorean DMC-12 model arabaya koyuyor ki?Bunu çok merak etmiştim.Doktor bunu bir zaman makinesini şık bir arabaya koymak istediğini söyleyerek açıklamıştı :D
Ayrıca,Michael J.Fox,Delorean'a her bindiğinde kafasını arabaya çarpıyormuş :D

Filmi beğenmemek imkansız bana göre,gerek oyunculukları,gerek çekimi ile bir kere izleyince unutmak çok zor.
İronileri,karakterleri,samimiyeti ile herkesin bir kez izlemesi gereken bir film.

geleceğe dönüş ile ilgili görsel sonucu
Hey McFly! *_*

Müzikleri de kendisi gibi güzel.Özellikle bahsetmek istediğim ilk defa filmin başında dinlediğimiz Huey Lewis and the News'dan - The Power of  Love.İkincisi ise Marty'nin filmde söylediği Johnny B. Goode.İkisini de aşağıya bırakıyorum,dinleyin :)
Huey Lewis and the News - The Power of Love
Chuck Berry - Johnny B. Goode (Marty McFly)

İlk filmde Marty yalnışlıkla 50'lere gidip annesi ile babasının tanışmamasını sağlıyor.(paradoks paradoks :D) İkinci film ise daha bir karmaşıktı ve ben o karmaşaya bayıldım :D Kesinlikle ikinci filmin senaryosu daha güzeldi,ama elbette üç film de izlenmeli.
Böyle bir klasikten çok bahsetmeye gerek yok,zira kendisi şarap gibi,eskidikçe güzelleşen bir yapım.Eğer hala izlemediyseniz,izlemeniz şiddetle tavsiye olunur.
İlerde de bir dört beş kez izlerim ben bu filmi :)

Başka yazılarda görüşmek üzere!
Jaa ne minna! ^_^
Logo Design by FlamingText.com

Film - Rüzgar Gibi Geçti (Gone with the Wind) - Hayal Kırıklığı


rüzgar gibi geçti ile ilgili görsel sonucu

Bu bir hayal kırıklığı yazısıdır...

Bu yazıda size neden bir çizgi filmde duyduğunuz bir filmi izlememeniz gerektiğinden bahsedeceğim :)

Evet,ben Rüzgar gibi Geçti filmini Mimi çizgi filminde Mimi'nin kendisinden duymuştum.Taa çocukken ve Mimi'ye bayılırken.Taa o zamandan beri de aklımdaydı bu film.Ama izlememiştim.Yaz devam ederken birden aklıma gelince bir bakayım hadi dedim kendimi durduramayıp.Bakmaz olsaymışım.

8.8.18

Film - Matrix - Reloaded,Revolutions

matrix ile ilgili görsel sonucu

Tekrar selam!

Artık her yerden duyduğum,sürekli gördüğüm ve çok da merak ettiğim bir film serisini bu yaz sonunda izledim.
Ve şimdiye kadar neden izlememişim diye kendime sordum.Ama cevap alamadım...

Matrix'i bilmeyeniniz var mı?Varsa lütfen gidip izlesin.
Mavi hap mı kırmızı mı sahnesiyle,kahiniyle,dövüş sahneleriyle,kısacası her şeyiyle gözde ve klasik bir film.

Matrix (Özgün adı: The Matrix), Larry ve Andy Wachowski kardeşlerin yazıp-yönettiği bir bilim kurgu film. 1999 yılında gösterime girdi. Filmde Keanu Reeves, Laurence Fishburne, Carrie-Anne Moss ve Hugo Weaving gibi yıldızlar yer almaktadır.
Matrix ABD'de 171,479,930 $, uluslararası olarak 288,900,000 $ hasılat ile toplam kazancı 460,379,930 $'a ulaşmıştır. Film ABD'de gösterime girdiği hafta 27,788,331 $ gelir elde etmiştir.
Saygın bir yazılım şirketinde çalışan Thomas Anderson (Keanu Reeves), gecelerini "Neo" adı altında program kırarak ve Matrix'i araştırarak geçirir. Esrarengiz şekilde Trinity ve Morpheus ile tanışan Neo, yaşadığı dünyanın aslında beyninde gerçekleşen bir simulasyon olduğunu, yani aslında Matrix'in içinde yaşadığını öğrendikten sonra oradan kurtarılır ve Morpheus'un önderliğindeki ekibe katılır. Neo gerçek dünyada ilk nefesini aldıktan sonra simulasyona tekrar girerek Matrix'in ne olduğunu kavrayacak ve kurtarılma nedenini öğrenerek gelişen olaylar çerçevesinde yeni kimliğini tanımaya çalışacaktır.

Her şeyiyle,harikaydı...

matrix neo gif ile ilgili görsel sonucu
sen,o'sun :D

Bu yazıda,serinin üç filminden,Matrix 1,Reloaded ve Revolutions'dan bahsedeceğim.Hepsini birleştireceğim.Üçü de bir birinden güzel çünkü.

Seri bana göre ve muhtemelen bir çok kişiye göre,muhtemelen şöyle ilerliyor: Matrix 1'de hiç bir şey anlamıyor ama hayranlıkla izliyor,Reloaded'da yavaş yavaş anlamaya başlıyor ve Revolutions'u artık ufkunuz açılarak izliyorsunuz.
Matrix dünyayı başka türlü görmemi sağladı diyebilirim.


matrix blue or red pill gif ile ilgili görsel sonucu

Similasyon teorisini düşünmemiş değilim,acaba bir oyunun,similasyonun içindeyiz de haberimiz yok diye.Yoksa irademiz olmasına rağmen,nasıl bazı şeyler kontrolümüz dışı gelişebiliyor ve ya kader diye bir şey nasıl olabiliyor.Acaba her şey programlandı da bizim haberimiz mi yok diye düşünmedim değil.
Ve Matrix tüm bu düşüncelerimle örtüşerek bana inanılmaz gü,zel bir deneyim kazandırdı.

Çok bahsetmeme gerek yok herhalde bu harikulade yapımdan,başından sonuna kadar küçük detaylarla dolu,her bir karesi ustalıkla tasarlanmış,işlediği konu da çok güzel,oyunculuklar ustaca,her şeyiyle izlemezseniz çok şey kaybedeceğiniz bir film.

Ayrıca Keanu Reeves'ı da sevdiren film :D


matrix neo gif ile ilgili görsel sonucu

Filmde en çok gördüğüm ve görmekten de zevk aldığım Neo'nun bitmek bilmeyen karizması(tabii ilk filmin bir yerinden sonra) ve dövüş sahneleri oldu.Ama ne dövüş sahneleri,müthiş güzel.Hepsini hayranlıkla izledim.Yazıda filmi sadece övebilirim gibi geliyor çünkü eleştirilecek ve ya bahsedilecek bir yanı yok gibi...Şimdiye kadar da herkes biliyordur.



Morpheus ve Nebuchadnezzar(yazana kadar canım çıktı...)
Morpheus ilk karesinden son karesine kadar filmin adamı,filmin kilit noktasıydı.İzlerken 'yürü be' etkisi yarattı bende,özellikle ikinci filmde bir harikaydı.Ve o gemisi...Özellikle ismi çok hoşuma gidiyor.

matrix trinity gif ile ilgili görsel sonucu

Ve filmin baş kadın karakteri Trinity.Üç film boyunca da 'ah be' diyerek izlediğim kadın...Ah be...
Ve Trinity ve Neo ikilisi...Bayılarak izledim kendilerini,bir-birlerine uyumları,karizmatiklikleri,harika bir çiftti.
spoiler - fakat sonunda Trinity öldü... :( spoiler bitti

Tam anlamıyla bir başyapıt.Dediğim gibi,izlemezseniz çok şey kaybedersiniz.Hemen gidin ve izleyin.
Ve son olarak,ya siz?Siz mavi hapı mı seçerdiniz,yoksa kırmızı hapı mı? :)

Başka yazılarda görüşmek üzere!
Jaa ne minna! ^_^
Logo Design by FlamingText.com

Film - Godfather - Baba



Selam dünya ben Menolly!

Bu yaz gerçekten ortalıktan kayboldum biliyorum.Burada hala merak edenler ya da okuyanlar kaldı mı bilmiyorum ama,bu blogun sahibi bu yaz ortadan gerçekten kaybolmak istedi ve kayboldu.Ara ara bir şeyler yazmaya çalışsam da genel olarak bir türlü düzenli bir şekilde yazamadım.Bunun bir çok sebebi var ve bunlardan biri de bu yaz yapmak istediğim çok farklı şeylerin olmasıydı.Ama burayı bırakmayı düşünmüyorum,devam edeceğim.Belki yine aralar vererek.


baba film ile ilgili görsel sonucu

Yazın son ayındayım ve gerçekten yapmak istediklerim çoğunu yaptım.Bir sürü film izledim ve kitap okudum,yeni bir sürü şey keşfettim,düzenli şekilde spor yaptım,fotoğraflar çektim.Yeni bir şeyler deneyimledim.

Gerçekten çok fazla film izledim ve bu filmlerden artık blogda bahsetmem gerekiyor.
Hadi başlayalım.

Godfather,eminim artık hepinizin bildiği bir filmdir.Artık klassikleşti kendisi.

Baba (İngilizce: The Godfather), Mario Puzo'nun yazdığı aynı adlı romandan uyarlanan, Francis Ford Coppola'nın yönettiği, Marlon Brando ve Al Pacino'nun başrollerini paylaştığı filmdir. Filmde ayrıca yardımcı rollerde James Caan, Robert Duvall, Diane Keaton, John Cazale vardır.Filmin hikâyesi, II. Dünya Savaşı'nın bittiği yıl olan 1945'te başlar ve 10 yıllık bir dönemi kapsar.
Corleone ailesi, Don Vito Corleone'nin başında olduğu, suça dayalı bir örgüt kurmuş olan İtalyan asıllı meşhur bir ailedir. Aile, New York'daki diğer dört aileyle birlikte New York'un yeraltı işlerini yönetmektedir. Ancak Corleone ailesini diğerlerinden ayıran özelliği, Don Corleone'nin cebinde bozuk para gibi taşıdığı politikacılar ve yargıçlardır. Politikacılar ve yargıçlarla olan bu yakın ilişkileri diğer ailelerin açamadığı kapıları açabilmesini sağlamaktadır.


İtalya ve New York'un en meşhur uyuşturucu üreticisi ve dağıtıcısı olan "Türk" lakaplı Solozzo, Don Corleone'den, ilişkilerini kullanarak kendisine yasal koruma sağlamasını ve 1 milyon dolar nakit para vermesini ister, karşılığında elde edilecek kârdan pay teklif eder. Teklife göre, ilk yıl Corleone Ailesi'ne kalacak olan para 3-4 milyon dolar civarında olacaktır. Ancak Don Corleone teklifi reddeder. Gerekçesi, iyi ilişkileri olsa da, Don Corleone'nin uyuşturucu işi ile bağlantısı olduğunu öğrenen siyasetçilerin ilişkilerini gözden geçirme gereği duyacak olmalarıdır. Don Corleone'ye göre politikacılar kumarı bir zaaf olarak görüyorlardır ama uyuşturucu pis iştir. Bunun üzerine arkasına Tataglia Ailesi'ni ve New York'ta polis şefi olan McClusky'i alan Solozzo, Don Corleone'yi vurdurtur. Ölümden son anda kurtulan Don Corleone'yi ve tüm aileyi kötü günler beklemektedir. Bu süreçte, fevri hareketleriyle bilinen, Don Corleone'nin en büyük oğlu Sonny ölecek, II. Dünya Savaşı'ndan kahraman olarak dönen en küçük oğlu Michael ise, daha önce aile işleriyle hiç ilgilenmediği ve bunu istemediği halde olayların akışı onu hikâyenin merkezine doğru itecektir. Ve New York'ta suç aileleri arasındaki savaş başlayacaktır...


Yaz başlarında,hatta daha önce (evet bu filmi taaa haziranda izledim...) ani bir kararlar imdb250 listesine başlamaya karar vermiştim.Uzun zamandır aklımda olsa da bir türlü yapamamıştım.Esaretin Bedeli'ni izlemiştim ve blogda da kendisinden bahsetmiştim,çok beğendiğim bir film oldu.Ve ardından da Godfather geliyordu ve ben şaşırarak,bu film hakkında bir sürü şey duysam da,şimdiye kadar hiç gerçek anlamda izlemediğimi farkettim.


baba film ile ilgili görsel sonucu

Biraz,nasıl desem,adet yerini bulsun diye de izlemiş olabilirim.Herhalde izlemeyen bir tek ben kalmış falan olabilirim.
İzledim,sevdim de diyebilirim.O zamanların atmosferini başarıyla yansıtmıştı,Marlon Brando'nun efsanevi Baba karakteri beni de kendine hayran bıraktı.Adam gerçekten yaşayarak oynamış.Diğer yandan Michael karakterini de çok beğendim(nasıl beğenmeye bilirim ki Al Pacino bu :D ).
Ama filmin konusu ve teması,pek bana hitap etmiyor gibiydi.Bazı bölümlerinde sıkılarak,bazı bölümlerinden heyecanla,bazı bölümlerinde hayran kalarak bitirdim filmi.Ve sonunda tadını damağımda bıraktı.
Bir kere izlenmesi gereken bir film.
Serinin kalanını izler miyim bilmiyorum,ama genel olarak filmi beğendiğimi söyleyebilirim.İlk başta biraz farklıydı,yavaş yavaş sevdim.

Başka yazılarda görüşmek üzere!
Jaa ne minna! ^_^
Logo Design by FlamingText.com

17.6.18

Film - Esaretin Bedeli - The Shawshank Redemption


shawshank redemption ile ilgili görsel sonucu

Yeniden selam!

Yakın zamanda izlediğim en güzel filmlerden.
Imdb top 250 listesine başladım.Ve ilk sırada da bu film vardı,Imdb'ye göre en iyi film imiş.Ben de izleyeyim dedim.İyiki de izlemişim.

Film ne hakkında derseniz:

Stephen King'in Rita Hayworth ve Shawshank'in Kefareti adlı novellasından uyarlanan film, masumiyetini iddia etmesine rağmen karısını ve sevgilisini öldürdüğü gerekçesiyle Shawshank Devlet Cezaevi'nde yaklaşık 20 yılını geçiren bankacı Andy Dufresne'in hikâyesini anlatır. Cezaevinde kaldığı süre boyunca diğer mahkûmlardan Ellis Boyd "Red" Redding ile arkadaşlık kuran Dufresne, cezaevi müdürünün para aklama faaliyetlerine yardım etmeye başladıktan sonra gardiyanlar tarafından korunmaya başlanır.

Film, gişe hasılatının bütçesini zor karşılamasına rağmen eleştirmenlerden olumlu eleştiriler aldı ve birçok ödüle aday gösterildi. Sonrasında kablo televizyon, VHS, DVD ve Blu-ray üzerinde büyük bir ilgi gördü. Amerikan Film Enstitüsü'nün hazırladığı AFI'nın 100 Yılı... 100 Film listesinin 10. yıldönüm sayısına dahil edildi. IMDb sitesinde 1.748.010'dan fazla kişinin oylarıyla 10 üzerinden 9.2 puan aldı ve gelmiş geçmiş en iyi film seçildi.

Yukarda da dediği gibi,dünyanın gelmiş geçmiş en iyi filmi.
Peki bence öyle mi?

'Gelmiş geçmiş en iyisi' demek biraz riskli.Sadece film konusunda değil,diğer konularda da öyle,çünkü herkes için en iyi farklı.Filmlerde de dalında çok iyi olan filmler oluyor,zevke göre değişebiliyor.O yüzden gelmiş geçmiş en iyi film değil de,dalında en iyilerden.Ama,insanı derinden düşündürmesi ile olsun,etkilemesi ile olsun gerçekten kaliteli.

Ve Stephen King'in kitabından uyarlama.Şaşırdık mı?Hayır.Böyle harika bir kurguyu sadece o ortaya çıkarabilirdi zaten.

Eğer izlemezseniz bir şey kaybeder misiniz?Evet!
Çünkü gerçekten ölmeden önce bir kere en azından izlenmesi gereken bir film.Çok derin anlamları var,özgürlüğün ne kadar önemli olduğunu bir daha düşündürüyor.Bir insanın en küçük yalnışından dolayı tüm hayatının nasıl değiştiğini,ya da daha doğrusu,küçücük bir yalnışlığın,küçücük bir olayın bir adamın hayatını nasıl değiştirdiğini gösteriyor.Kesinlikle izlenmeli.

Oyunculuklar güzel,çekimleri de çok beğendim.Özellikle Andy karakteri beni on ikiden vurdu,filmin sonuna kadar hayran kaldım.Hele o son sahneleri neydi öyle ya...Anlatmayayım,izleyin siz.

Redding karakteri de bir o kadar başarılıydı.Son sahnesi ile gülümsetiyor,mutlu ediyor insanı.
Hadi gidin ve kaçırmayın,hemen izleyin.

Başka yazılarda görüşmek üzere!
Jaa ne minna! ^_^
Logo Design by FlamingText.com

26.5.18

Film - Gitarım ve Silahım - El Mariachi



Düşük bütçeyle çekilmiş bir 1992 aksiyon filmi.Meksikada şarkı söyleyen ve müzik yapan insanları,mariachi'leri ve onlardan birinin bir anda değişen hayatını anlatıyor.

Gezgin gitarist (El Mariachi) olmak için uğraşan şehirden şehre dolaştığı Meksika'da gittiği bir kasabada hiç beklemedik olaylarla karşılaşır. Hayatını sadece çaldığı barlarda aldığı bahşişlerle geçinen genç mariachi son gittiği kasabada hayatının aşkı ve lanetine kavuşur. Serinin ilk filmi El Mariachi ve diğer iki filmde (Desperado ve Bir Zamanlar Meksika'da (Once Upon a Time in Mexico) hiçbir zaman Mariachi'nin adı söylenmemektedir.

Bu filmi izlememe BTS vesile oldu.Yeni albümleri Love Yourself Tear'ın bir şarkısında,Airplane pt. 2'da nakaratta El Mariachi kelimesi geçiyor.Bu kelimeyi araştırırken Gitarım ve Silahım filmi ile karşılaştım ve izlemeye karar verdim.


el mariachi ile ilgili görsel sonucu

Düşük bütçeyle de film yapılabileceğini gösteriyor bu film.Amatör çekim olsa da,iç ısıtan,gülümseten ve hüzünlendiren bir sürü bölümüyle konusunu çok güzel işlemiş.Mariachi'yi oynayan Carlos Gallaordo'nun oyunculuğu bence çok iyiydi.

Robert Rodriguez'in ilk filmi bu,adını duyurmuş olan film.Filmin nasıl çekildiğinden bahsederken şöyle demiş: "Sadece bir gitarım,bir kaplumbağam ve kameram vardı,film yapmak istiyordum." Ve bu kadar kısıtlı imkanlarla ortaya gerçekten büyüleyici bir şey çıkmış.

Bunun yanında bir de El Mariachi serisinin ikinci ve üçüncü filmleri var.Başrolünde Antonio Banderas'ın oynadığı Desperado ve başrolünde Antonio Banderas ve Johnny Depp'in oynadığı Once Upon A Time in Mexico.İzleyenleriniz mutlaka vardır,sizce ikinci ve üçüncü filmi de izlemeli miyim?

Herşeyiyle güzel bir film.Özellikle filmde yer alan Ganas de Vivir şarkısını çok seviyorum,bu aralar favorim.Dinlemenizi tavsiye ederim.
El Mariachi - Ganas de Vivir

Başka yazılarda görüşmek üzere!
Jaa ne minna! ^_^
Logo Design by FlamingText.com

19.5.18

İzledim Bitti - Sınav


sınav filmi ile ilgili görsel sonucu

2006 yapımı türk filmi.

Bir eğitim konulu film daha.Sanırım bu aralar eğitim konusuna taktım.Gerçi hep gıcığım o konuya.

İki güne yayıp ödevler yüzünden bir türlü bitiremediğim efsane bir film.Benim doğumumdan 2 yıl sonra çekilmesine rağmen neden izlememişim hiç bilmiyorum ama iyiki rastladım da izledim.

İzledim Bitti - Les Choristes - Koro


Koro filmi ile ilgili görsel sonucu

Tekrar merhaba!

2004 yapımı fransız filmi Koro,fransızcasıyla Les Choristes.
Barış Özcan'ın(en azından bir videosunu izlemenizi tavsiye ediyorum ufkunuzu genişletecek videoları var) bir videosunda filmden bir şarkıya rastladım ve şarkı hoşuma gitti,daha sonra şarkıyı aramaya başlayınca filmi buldum,ve neden olmasın zaten fazladan zamanım var dedim.

Youtube'da ingilizce altyazılısını bulunca izlemeye başlamıştım,uzun zamandır izlediğim ilk ingilizce altyazılı dizi oldu.Ben fransızcayı çok severim, film adeta kulaklarımı okşadı.

18.2.18

Leon - The Professional


Görsel sonucu

Selam dünya ben Menolly!

Kaos dolu bir hafta geçirdim.Çok çok yoruluyorum bu aralar.
Fakat,bu hafta bir çok güzel şey de yaptım.Bu filmi izlemek aralarında en güzeliydi.
Leon(türkçe çevirisi ile Sevginin Gücü), adını duyduğum ve çok merak ettiğim bir film olsa da izlemeye fırsat bulamamıştım.
Ve,sonunda geçtiğimiz haftanın başlarında izledim.

4.2.18

Mim - Sinema ve Ben



Selam dünya ben Menolly!

Nabersiniz?
Nişandan yeni döndüm yorgun argın.Canım kuzenimin nişanı.Bir 'tebrikler'inizi alırım :D
Öneri Makinesi mimledi beni,ardından da Deep mimleyince koltuklarım kabardı.Çok mutlu oldum şaka bir yana.Her ikisini çok severim.Teşekkür ederim çok çok.
Öneri Makinesi mim
Deeptone mim

Hadi başlayalım minna!
not: Aslında ben çok film izlemiyorum,kitaplar daha iyidir.O yüzden ilk başta ne yazacağımı şaşırmıştım ama bir şeyler ortaya çıkarmaya çalıştım.Film de izlerim de,animeciyim ben daha çok,anime,animasyon falan.
bu arada filmlerin çoğunu çocukluğumdan beri ablamla seyrederiz canım ablam benim ^^

25.12.17

İzledim Bitti - Fight Club


Selam dünya ben Menolly!

Nabersiniz?Yılın sonuna gittikçe yaklaştıkça,bende bir heyecan artışı oluyor.2018 geliyor yaa,yeni bir yıl geliyor!
Bu arada yapmam gereken bir de mim var,o da aklımda.
Chanmina - Who Are You açarak,taa iki hafta önce pazar günü izlediğim bir filmin yorumunu yapacağım.Aynı zamanda da çay içiyorum.


Fight Club'ı şimdiye kadar izlemeyen var mıdır acaba?Aslında vardı,bendim o.Fakat,artık her yerde gördükten sonra bir çok insanın favori filmi olan ve bir çok insanın beynini yakmış,etkilemiş ve bir çok harika yorum almış olan bu filmi ben de izlemeliyim dedim.Son damla olarak da severek takip ettiğim Filmler ve Filimler youtube kanalında görünce,dedim bu kadar bekletilmez izlicem.

Gerçekten herhalde bir iki aydır,hatta belki de yazdan beri notlarım arasında duruyordu.
Ve yorumu da bir o kadar gecikti.Fakat sonunda buradayım.Kulaklıklarım kulağımda,Fight Club yazısını hazırlıyorum,ne kadar mutluyum bilemezsiniz.


Filmin konusunu muhtemelen çoğunuz biliyorsunuzdur,ama yine de buraya yazıyorum:

Oregon Üniversitesinde yüksek lisansını yapan Chuck Palanhiuk'un uzak olmayan bir gelecekte geçen ve kafası karışık genç bir erkeği konu alan romanından yola çıkılarak çekilen Fight Club'da filmi anlatan, ünlü bir otomobil firmasında iyi bir işe sahiptir. Tek düze yaşamı kronik uykusuzluk sorunuyla çekilmez bir hale gelmiştir. Ailesi ve yakın bir arkadaşı olmayan Jack doktorunun tavsiyesi üzerine kanserli hastaların terapi grubuna katılır. Bu toplantılar esnasında Marla'yla tanışır o da genç adam gibi hasta olmadığı halde grubun toplantılarına katılmaktadır. Jack'in ve Marla'nın çabaları tüketici kültürünün anlamsızlığına karşı bir duruştur adeta kariyer sahibi ama yanlız insanların bir tepkisi. Jack'ın jenerasyonu ölü bir jenerasyondur. Bir yolculuk sonrası evinin yanmış olduğunu gördüğünde arayabileceği tek kişinin yolculuk sırasında tanıştığı sabun satıcısı Tyler Durden olmasıda adeta bunun bir kanıtıdır. İçilen birkaç biranın ardından park yerinde Tyler, kahramanımızı kendine vurması için kışırtacaktır. Aralarında başlayan bu kavga Jack'in hayatını değiştirecektir. Bir süre sonra Jack Tyler'ın yanına taşınır. Tyler'ın liderliğinde bir dövüş kulübünün kuruluşuyla bu kulübde sayıları elliyi aşmamak kaydıyla genç erkekler birbirleriyle dövüşmeye başlayacaklardır. Kısa sürede popüler hale gelen kulüp ve Tyler Durden hızlı bir şekilde bu ölü jenerasyonun mesihi haline gelir. 
-Sinemalar.com'dan
Bitirdikten sonra,bir kaç dakika düz duvara bakıp hayatımı sorguladığım doğrudur.
Filmin başları,bir kaç dakika adaptasyon sorunu yaşansa da,ortalarına doğru filmi bırakamaz hale geliyor insan.Tyler olayını baş karakterimizden önce anladım,fakat sanırım adı Jack olan baş karakter ise filmin sonunda anca anlıyor.
Filmin gidişatındaki bir kaç sahne var ki,geri gidip tekrar tekrar izleme isteği yaşatıyor.Mesela,Tyler'ın eline kül tuzu döktüğü sahnede dedikleri,inanılmazdı.
 -spoiler vermemek için kıvranıyordu
Film bir çok bölümde beyin yakmakla birlikte,inanılmaz mesajlar da veriyor ve replikleri inanılmaz,özellikle Tyler'ın.

Helena Boham Carter gerçekten harikaydı
Marla'nın ne diye filmde olduğunu,filmin sonlarına kadar anlayamıyor insan.Ama,sonlara doğru biraz bir şeyler çakıyorsun sanki.
Brad Pitt'in performansı harikaydı.Edward Norton'dan bahsetmiyorum bile,çok iyiydi bence.
İnsana hayatını,kendini sorgulatan bir film.Sadece uykusuzluğun bir insanı ne hale getirebileceğini,ve ya her bir insanın aslında etrafında gördüklerinin gerçekliğini sorgulaması gerektiğini düşündürüyor.
Verilen mesajlar,sahnelerin kalitesi,müzikleri ve daha bir çok şeyi ile,izlenmesi gereken bir film.Ben neden şimdiye kadar izlemedim bilmiyorum.



Jack hayatına yön veremeyen,kararsız ve bitkin bir şekilde ortada kalmış biriyken,bir anda tam tersi olan Tyler ortaya çıkıyor,onun kendi kafasında kurguladığı bir kahraman gibi.Bu hepimizin,olmak istediğimiz birine benzemeye çalıştığımızı,belki de hepimizin ideal olarak seçtiğimiz insanları kafamızda kurguladığımızı getiriyor akla.Belki de gördüğümüz ve benzemeye çalıştığımız bir çok kişiyi de sadece hayal etmişizdir,kim bilir.

Bir de bir son sahnesi var,ne ben anlatayım,ne siz sorun,enfes bir sahne.

Bu efsaneyi izlemeyen çok şey kaybeder,bence bu film hakkında konuşulmaz,izleyerek o hissi siz de almalısınız.

Hala izlemeyen varsa,gitsin,açsın,otursun,izlesin.

Başka yazılarda görüşmek üzere!
Jaa ne minna! ^_^
Logo Design by FlamingText.com

Okuduğum bloglar