9.8.18

Anime - Ruhların Kaçışı - Spirited Away - Sen to Chihiro no Kamikakushi



A young girl dressed in work clothes is standing in front of an image containing a group of pigs and the city behind her. Text below reveal the title and film credits, with the tagline to the girl's right.

Aslında anime değil ama,film de değil. Anime filmi çok saçma olur dedim o yüzden böyle yazdım.

Geçen ay sonunda izlediğim bir anime filminden bahsedeceğim.Spirited Away.

Film - Geleceğe Dönüş - Back to the Future


back to the future ile ilgili görsel sonucu

Bu yaz izlediğim en zevkli film serisi!

Yine bir klasikten bahsedeceğim.
Geçen ay üç filmini de iki günde bayılarak izleyip bitirdiğim sonra da ablama izlettiğim Back to the Future'den bahsedelim!

Geleceğe Dönüş (İngilizce özgün adı: Back to the Future), Robert Zemeckis'in yönetmenlik, Bob Gale'ın yardımcı senaristlik, Steven Spielberg'in yürütücü yapımcılık yaptığı, 1985 yapımı bilim-kurgu, macera ve komedi türündeki filmdir. Başrollerinde Michael J. Fox'un Marty McFly, Christopher Lloyd'un Emmett Brown olarak yer aldığı filmde, Crispin Glover, Lea Thompson ve Thomas F. Wilson da yan rollerdedir. Geleceğe Dönüş'te, bir delikanlının kazara 1985 yılından 1955 yılına gitmesi konu edilir. Lisede okuyan anne ve babası ile tanışan genç, yanlışlıkla annesinin romantik ilgisini çeker. Anne ve babasının aşık olmasını engellediği için hatasını telafi edip, 1985 yılına geri dönmek zorundadır.


back to the future ile ilgili görsel sonucu

Şu an yüzümde kocaman bir gülümseme var.

Bir dönemin bilim kurgu filmi,bir kült,bir klasik,bilim kurgu ve macera filmleri dalında çığır açan ve Michael J.Fox'u herkese tanıtan film.Bir kere izlerseniz her zaman gülümseyerek hatırlayacağınız bir başyapıt.
(filmin tanıtımı bana yaptırmalıydılar :D)


back to the future ile ilgili görsel sonucu

Bilim kurgu filmlerine bayılırım!Bir de eski olunca.
Filmin ilk başta afişini çok sevdiğimi hatırlıyorum.Daha sonra 'hadi bir izleyeyim bakalım' dedim ve derin nefes alıp açtım.Çalışma masasına bilgisayarı koydum,geçtim başına.Şöyle bir arkama yaslandım,yanımda da her türlü meyve :D (evet bir yandan yiyorum bir yandan izliyorum)
İlk başladığında zaten o hissi alıyorsunuz.Film Marty'nin Doctor'un evine girmesiyle başlıyor.

Marty'yi oynayan oyuncu, Michael J.Fox çok dikkatimi çekmişti.Filme başkasını koysanız asla bu etkiyi vermezdi bence,filme çok çok yakışmıştı.Ya da film ona yakışmıştı :D
O 80'ler havası yüzünüze değiyor resmen.Müzikler,sokaklar,Marty'nin kaykayı,her şeyiyle 80'ler yani...
Karakterlerin içtenliği ve komikliği tam yerindeydi.Doctor ilk başta tuhaf geliyor ama sonradan adama o kadar ısınıyorsunuz ki.Eğlence dolu bir film değim yerindeyse.Her sahnesinde ayrı bir eğlence var.

geleceğe dönüş ile ilgili görsel sonucu
Ve o efsane Delorean...

Emmet Brown neden zaman makinesini  Delorean DMC-12 model arabaya koyuyor ki?Bunu çok merak etmiştim.Doktor bunu bir zaman makinesini şık bir arabaya koymak istediğini söyleyerek açıklamıştı :D
Ayrıca,Michael J.Fox,Delorean'a her bindiğinde kafasını arabaya çarpıyormuş :D

Filmi beğenmemek imkansız bana göre,gerek oyunculukları,gerek çekimi ile bir kere izleyince unutmak çok zor.
İronileri,karakterleri,samimiyeti ile herkesin bir kez izlemesi gereken bir film.

geleceğe dönüş ile ilgili görsel sonucu
Hey McFly! *_*

Müzikleri de kendisi gibi güzel.Özellikle bahsetmek istediğim ilk defa filmin başında dinlediğimiz Huey Lewis and the News'dan - The Power of  Love.İkincisi ise Marty'nin filmde söylediği Johnny B. Goode.İkisini de aşağıya bırakıyorum,dinleyin :)
Huey Lewis and the News - The Power of Love
Chuck Berry - Johnny B. Goode (Marty McFly)

İlk filmde Marty yalnışlıkla 50'lere gidip annesi ile babasının tanışmamasını sağlıyor.(paradoks paradoks :D) İkinci film ise daha bir karmaşıktı ve ben o karmaşaya bayıldım :D Kesinlikle ikinci filmin senaryosu daha güzeldi,ama elbette üç film de izlenmeli.
Böyle bir klasikten çok bahsetmeye gerek yok,zira kendisi şarap gibi,eskidikçe güzelleşen bir yapım.Eğer hala izlemediyseniz,izlemeniz şiddetle tavsiye olunur.
İlerde de bir dört beş kez izlerim ben bu filmi :)

Başka yazılarda görüşmek üzere!
Jaa ne minna! ^_^
Logo Design by FlamingText.com

Film - Rüzgar Gibi Geçti (Gone with the Wind) - Hayal Kırıklığı


rüzgar gibi geçti ile ilgili görsel sonucu

Bu bir hayal kırıklığı yazısıdır...

Bu yazıda size neden bir çizgi filmde duyduğunuz bir filmi izlememeniz gerektiğinden bahsedeceğim :)

Evet,ben Rüzgar gibi Geçti filmini Mimi çizgi filminde Mimi'nin kendisinden duymuştum.Taa çocukken ve Mimi'ye bayılırken.Taa o zamandan beri de aklımdaydı bu film.Ama izlememiştim.Yaz devam ederken birden aklıma gelince bir bakayım hadi dedim kendimi durduramayıp.Bakmaz olsaymışım.

8.8.18

Film - Matrix - Reloaded,Revolutions

matrix ile ilgili görsel sonucu

Tekrar selam!

Artık her yerden duyduğum,sürekli gördüğüm ve çok da merak ettiğim bir film serisini bu yaz sonunda izledim.
Ve şimdiye kadar neden izlememişim diye kendime sordum.Ama cevap alamadım...

Matrix'i bilmeyeniniz var mı?Varsa lütfen gidip izlesin.
Mavi hap mı kırmızı mı sahnesiyle,kahiniyle,dövüş sahneleriyle,kısacası her şeyiyle gözde ve klasik bir film.

Matrix (Özgün adı: The Matrix), Larry ve Andy Wachowski kardeşlerin yazıp-yönettiği bir bilim kurgu film. 1999 yılında gösterime girdi. Filmde Keanu Reeves, Laurence Fishburne, Carrie-Anne Moss ve Hugo Weaving gibi yıldızlar yer almaktadır.
Matrix ABD'de 171,479,930 $, uluslararası olarak 288,900,000 $ hasılat ile toplam kazancı 460,379,930 $'a ulaşmıştır. Film ABD'de gösterime girdiği hafta 27,788,331 $ gelir elde etmiştir.
Saygın bir yazılım şirketinde çalışan Thomas Anderson (Keanu Reeves), gecelerini "Neo" adı altında program kırarak ve Matrix'i araştırarak geçirir. Esrarengiz şekilde Trinity ve Morpheus ile tanışan Neo, yaşadığı dünyanın aslında beyninde gerçekleşen bir simulasyon olduğunu, yani aslında Matrix'in içinde yaşadığını öğrendikten sonra oradan kurtarılır ve Morpheus'un önderliğindeki ekibe katılır. Neo gerçek dünyada ilk nefesini aldıktan sonra simulasyona tekrar girerek Matrix'in ne olduğunu kavrayacak ve kurtarılma nedenini öğrenerek gelişen olaylar çerçevesinde yeni kimliğini tanımaya çalışacaktır.

Her şeyiyle,harikaydı...

matrix neo gif ile ilgili görsel sonucu
sen,o'sun :D

Bu yazıda,serinin üç filminden,Matrix 1,Reloaded ve Revolutions'dan bahsedeceğim.Hepsini birleştireceğim.Üçü de bir birinden güzel çünkü.

Seri bana göre ve muhtemelen bir çok kişiye göre,muhtemelen şöyle ilerliyor: Matrix 1'de hiç bir şey anlamıyor ama hayranlıkla izliyor,Reloaded'da yavaş yavaş anlamaya başlıyor ve Revolutions'u artık ufkunuz açılarak izliyorsunuz.
Matrix dünyayı başka türlü görmemi sağladı diyebilirim.


matrix blue or red pill gif ile ilgili görsel sonucu

Similasyon teorisini düşünmemiş değilim,acaba bir oyunun,similasyonun içindeyiz de haberimiz yok diye.Yoksa irademiz olmasına rağmen,nasıl bazı şeyler kontrolümüz dışı gelişebiliyor ve ya kader diye bir şey nasıl olabiliyor.Acaba her şey programlandı da bizim haberimiz mi yok diye düşünmedim değil.
Ve Matrix tüm bu düşüncelerimle örtüşerek bana inanılmaz gü,zel bir deneyim kazandırdı.

Çok bahsetmeme gerek yok herhalde bu harikulade yapımdan,başından sonuna kadar küçük detaylarla dolu,her bir karesi ustalıkla tasarlanmış,işlediği konu da çok güzel,oyunculuklar ustaca,her şeyiyle izlemezseniz çok şey kaybedeceğiniz bir film.

Ayrıca Keanu Reeves'ı da sevdiren film :D


matrix neo gif ile ilgili görsel sonucu

Filmde en çok gördüğüm ve görmekten de zevk aldığım Neo'nun bitmek bilmeyen karizması(tabii ilk filmin bir yerinden sonra) ve dövüş sahneleri oldu.Ama ne dövüş sahneleri,müthiş güzel.Hepsini hayranlıkla izledim.Yazıda filmi sadece övebilirim gibi geliyor çünkü eleştirilecek ve ya bahsedilecek bir yanı yok gibi...Şimdiye kadar da herkes biliyordur.



Morpheus ve Nebuchadnezzar(yazana kadar canım çıktı...)
Morpheus ilk karesinden son karesine kadar filmin adamı,filmin kilit noktasıydı.İzlerken 'yürü be' etkisi yarattı bende,özellikle ikinci filmde bir harikaydı.Ve o gemisi...Özellikle ismi çok hoşuma gidiyor.

matrix trinity gif ile ilgili görsel sonucu

Ve filmin baş kadın karakteri Trinity.Üç film boyunca da 'ah be' diyerek izlediğim kadın...Ah be...
Ve Trinity ve Neo ikilisi...Bayılarak izledim kendilerini,bir-birlerine uyumları,karizmatiklikleri,harika bir çiftti.
spoiler - fakat sonunda Trinity öldü... :( spoiler bitti

Tam anlamıyla bir başyapıt.Dediğim gibi,izlemezseniz çok şey kaybedersiniz.Hemen gidin ve izleyin.
Ve son olarak,ya siz?Siz mavi hapı mı seçerdiniz,yoksa kırmızı hapı mı? :)

Başka yazılarda görüşmek üzere!
Jaa ne minna! ^_^
Logo Design by FlamingText.com

Film - Godfather - Baba



Selam dünya ben Menolly!

Bu yaz gerçekten ortalıktan kayboldum biliyorum.Burada hala merak edenler ya da okuyanlar kaldı mı bilmiyorum ama,bu blogun sahibi bu yaz ortadan gerçekten kaybolmak istedi ve kayboldu.Ara ara bir şeyler yazmaya çalışsam da genel olarak bir türlü düzenli bir şekilde yazamadım.Bunun bir çok sebebi var ve bunlardan biri de bu yaz yapmak istediğim çok farklı şeylerin olmasıydı.Ama burayı bırakmayı düşünmüyorum,devam edeceğim.Belki yine aralar vererek.


baba film ile ilgili görsel sonucu

Yazın son ayındayım ve gerçekten yapmak istediklerim çoğunu yaptım.Bir sürü film izledim ve kitap okudum,yeni bir sürü şey keşfettim,düzenli şekilde spor yaptım,fotoğraflar çektim.Yeni bir şeyler deneyimledim.

Gerçekten çok fazla film izledim ve bu filmlerden artık blogda bahsetmem gerekiyor.
Hadi başlayalım.

Godfather,eminim artık hepinizin bildiği bir filmdir.Artık klassikleşti kendisi.

Baba (İngilizce: The Godfather), Mario Puzo'nun yazdığı aynı adlı romandan uyarlanan, Francis Ford Coppola'nın yönettiği, Marlon Brando ve Al Pacino'nun başrollerini paylaştığı filmdir. Filmde ayrıca yardımcı rollerde James Caan, Robert Duvall, Diane Keaton, John Cazale vardır.Filmin hikâyesi, II. Dünya Savaşı'nın bittiği yıl olan 1945'te başlar ve 10 yıllık bir dönemi kapsar.
Corleone ailesi, Don Vito Corleone'nin başında olduğu, suça dayalı bir örgüt kurmuş olan İtalyan asıllı meşhur bir ailedir. Aile, New York'daki diğer dört aileyle birlikte New York'un yeraltı işlerini yönetmektedir. Ancak Corleone ailesini diğerlerinden ayıran özelliği, Don Corleone'nin cebinde bozuk para gibi taşıdığı politikacılar ve yargıçlardır. Politikacılar ve yargıçlarla olan bu yakın ilişkileri diğer ailelerin açamadığı kapıları açabilmesini sağlamaktadır.


İtalya ve New York'un en meşhur uyuşturucu üreticisi ve dağıtıcısı olan "Türk" lakaplı Solozzo, Don Corleone'den, ilişkilerini kullanarak kendisine yasal koruma sağlamasını ve 1 milyon dolar nakit para vermesini ister, karşılığında elde edilecek kârdan pay teklif eder. Teklife göre, ilk yıl Corleone Ailesi'ne kalacak olan para 3-4 milyon dolar civarında olacaktır. Ancak Don Corleone teklifi reddeder. Gerekçesi, iyi ilişkileri olsa da, Don Corleone'nin uyuşturucu işi ile bağlantısı olduğunu öğrenen siyasetçilerin ilişkilerini gözden geçirme gereği duyacak olmalarıdır. Don Corleone'ye göre politikacılar kumarı bir zaaf olarak görüyorlardır ama uyuşturucu pis iştir. Bunun üzerine arkasına Tataglia Ailesi'ni ve New York'ta polis şefi olan McClusky'i alan Solozzo, Don Corleone'yi vurdurtur. Ölümden son anda kurtulan Don Corleone'yi ve tüm aileyi kötü günler beklemektedir. Bu süreçte, fevri hareketleriyle bilinen, Don Corleone'nin en büyük oğlu Sonny ölecek, II. Dünya Savaşı'ndan kahraman olarak dönen en küçük oğlu Michael ise, daha önce aile işleriyle hiç ilgilenmediği ve bunu istemediği halde olayların akışı onu hikâyenin merkezine doğru itecektir. Ve New York'ta suç aileleri arasındaki savaş başlayacaktır...


Yaz başlarında,hatta daha önce (evet bu filmi taaa haziranda izledim...) ani bir kararlar imdb250 listesine başlamaya karar vermiştim.Uzun zamandır aklımda olsa da bir türlü yapamamıştım.Esaretin Bedeli'ni izlemiştim ve blogda da kendisinden bahsetmiştim,çok beğendiğim bir film oldu.Ve ardından da Godfather geliyordu ve ben şaşırarak,bu film hakkında bir sürü şey duysam da,şimdiye kadar hiç gerçek anlamda izlemediğimi farkettim.


baba film ile ilgili görsel sonucu

Biraz,nasıl desem,adet yerini bulsun diye de izlemiş olabilirim.Herhalde izlemeyen bir tek ben kalmış falan olabilirim.
İzledim,sevdim de diyebilirim.O zamanların atmosferini başarıyla yansıtmıştı,Marlon Brando'nun efsanevi Baba karakteri beni de kendine hayran bıraktı.Adam gerçekten yaşayarak oynamış.Diğer yandan Michael karakterini de çok beğendim(nasıl beğenmeye bilirim ki Al Pacino bu :D ).
Ama filmin konusu ve teması,pek bana hitap etmiyor gibiydi.Bazı bölümlerinde sıkılarak,bazı bölümlerinden heyecanla,bazı bölümlerinde hayran kalarak bitirdim filmi.Ve sonunda tadını damağımda bıraktı.
Bir kere izlenmesi gereken bir film.
Serinin kalanını izler miyim bilmiyorum,ama genel olarak filmi beğendiğimi söyleyebilirim.İlk başta biraz farklıydı,yavaş yavaş sevdim.

Başka yazılarda görüşmek üzere!
Jaa ne minna! ^_^
Logo Design by FlamingText.com

Okuduğum bloglar